| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Sosyal Demokrasi Nedir?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Tüm siyasal ideolojilerin özgürce incelenip tartışılabileceği bölüm. |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı Giriş Tarihi: Dec 2006
Mesajlar: 2
| Oncelikle merhaba.. Benim sosyal demokrasinin tam olarak ne demek olduğu hakkında bilgim yok.Sosyalizm ile demokrasi arasında bir çizgimi?Yardımcı olursanız(konuyu elinizden geldiğince OBJEKTİF anlatırsanız)gerçekten çok sevineceğim.Belki benim gibi pek az bilgili olan gençlere yardımcı olur. Saygılarımla.... |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006
Mesajlar: 19
| Merhabalar, Sayın Doan; ''Tarihsel olarak anlamı değişen ve adeta tam tersine dönüşen bir kavramdır Sosyal Demokrasi.'' Dünyada ve ülkemizde sosyal demokrasinin ne demek olduğunu anlatan, sosyalizmle bağlantısını kuran bir yazı okumak istersen, bakabilirsin : http://marksizmleninizm.blogcu.com/1349371/ Saygılar... __________________
''Bir kapitalist gölgesini satamadığı ağacı keser'' K.Marks YOL Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 18-05-08 16:06 .Sebep: Yazı tipi... |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2007
Mesajlar: 478
| Sosyal demokrasi emperyalizmin sol kanadıdır.Sosyal demokrasi ezenin yanındadır. |
|
| #4 | |
Moderator ![]() Giriş Tarihi: Dec 2007 Ülke / Şehir: Dünya'da bir yerdeyim...
Mesajlar: 2,214
| Sayın 157ku; bu bir boş slogandır, demogojidir !!! Ben bir Sosyal Demokrat olarak yazdığınız slogana katılmıyorum; Sosyal Demokrasi'nin ne olduğunu bilmiyorsunuz, tıpkı Marksizm'in ve Sosyalizm'in ne olduğunu bilmediğiniz gibi !!! Sosyal Demokrasi emek-sermaye çelişkisinin hukuk sınırları dışına çıkmadan demokratik yollardan dengelenebileceğini söyler !!! Emekçinin yanındadır, gerçekçidir !!! Somut durum ve koşullara göre davranır, sermaye ile uzlaşma yolları arar !!! Devrimciliği Dünya konjektörüne göre ileri zamanlara erteler, Reformist'tir !!! __________________
"Gerçekleri yazmak, insanlara bir şeyler öğretmeye çalışmak, insanları düşünmeye, kendilerine dayatılanları yutmamaya yönlendirmek en ağır suç sayılıyor artık!" E.Ardıç. |
|
| #5 | ||
![]() Giriş Tarihi: Jan 2008 Ülke / Şehir: Dünya Cezaevi Türkiye Koğuşu
Mesajlar: 776
| Alıntı:
__________________
Sevgilim,eylem güzelim benim Yitik bir ülkeyi korumaya değil, Yeniden kurulacak bir ülkeyi, Aşktan örmeye benzer devrimci olmak. | |
|
| #6 | ||
Moderator ![]() Giriş Tarihi: Dec 2007 Ülke / Şehir: Dünya'da bir yerdeyim...
Mesajlar: 2,214
| Alıntı:
Daha sonra, ki bu Ortanın Solu söyleminin ortaya atıldığı 1960'ları kapsar; bu dönemde "Kemalist Solcular" sosyalizmi kemalizm ile bağdaştırmaya çalışmışlardır, bu ise bir Türk Nasyonel Sosyalizmi yaratmıştır !!! Sosyalizmin sözlüğü kullanılarak Bürokratların iktidarlığına zemin hazırlanmak istenmiştir. Sol dalganın, işçi hareketlerinin bir kısmını kendi taraflarına çekmek istemişlerdir. Bu bağlamda; emek-sermaye çelişkisine değinmeyen, işçi sınıfının ve emekçilerin sosyal-siyasal-ekonomik haklarını savunmak yerine rejimin ve cumhuriyetin bekçiliğine soyunmuş bir Kemalist ideoloji tabi ki Sosyal demokrat olamaz !!! Bunlar benim fikirlerim, Saygılar... __________________
"Gerçekleri yazmak, insanlara bir şeyler öğretmeye çalışmak, insanları düşünmeye, kendilerine dayatılanları yutmamaya yönlendirmek en ağır suç sayılıyor artık!" E.Ardıç. | |
|
| #7 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Apr 2008
Mesajlar: 891
| Bana göre sosyal demokrasi anlamsız içi boş bir politik tavırdır. Sosyal demokrasi, katı, totaliter sosyalizmin demokrasiyi kullanan halinden başka bir şey değildir. “Gelir dağılımında eşitlik” sloganıyla, aslında çoğunluk oyu yoluyla mülkiyete müdahale etmek dışında bir çözümü yoktur. Dolayısıyla sosyal demokrasi, taşıdığı “demokrasi” kelimesinin, temel hakları çoğunluğun oyuyla ezmek metodundan başka bir şey olmamasından dolayı hem hukuk hem de ahlâk dışı bir ideolojidir. Türkiye’nin ihtiyacı daha fazla plânlama ve müdahale değil, üretimin ve ticaretin önündeki engellerin, plânlamaların bir an önce kaldırılmasıdır. Türkiye’nin ihtiyacı, bürokrasi tarafından yasaklanmamış gerçek bir liberal demokrasidir. Sosyal demokrasi bana kalırsa bir "mit"ten ibarettir. Demokrasiyi anlamlı kılan unsur ifade özgürlüğüdür, ki ifade özgürlüğü düşünsel anlamda özel mülkiyetin garanti altına alındığı takdirde mümkün olabilir. sosyal demokrasi ise, ekonomik yaşamda özel mülkiyetin kamusal çıkar adına ilga edildiği ve demokrasi adına yapılan halbuki demokrasi ile büsbütün çelişki arz eden bir tutumdur. Gelir iki şekilde elde edilebilir. Ya arzın talep yoluyla vakumlanmasıyla veya arzdanbağımsız olarak. Birinci yol, kapitalizmdir ki hesaplanabilir ve barışçıldır. Çünkü talebin olumlu cevabıyla ödüllendirilmiştir. İkinci yol ise sosyalizmin, sosyal dmeokrasinin, kollektivizmin yoludur kiarzın taleple kontrol edilmemesindne dolayı "değer" oluşumu söz konusu olamayacağından gerçek bir gelirden de söz edilemez. Birincisinde gelirlerin durumu taleple bağımlı olduğundan belirsizken ikincisinde taleportadan kaldırıldığından otoritenin keyifne göre belirli hale getirilmiştir ki. İnsanlar tembel özlerinde belirlilik durumunu belirsizliğe tercih ederek sosyalizme yönelir. Herkesin ağzına bir lokma ekmek tıkmakla belirsizliğin aşılacağını sanarak kapitalizme sövmek, balıktan çok farklı olması gereken biz insan türü için ne garip bir hafıza kaybıdır? |
|
| #8 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2008 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 419
| İsmail Cem'in Sosyal Demokrasi ya da Demokratik Sosyalizm Nedir, Ne Değildir? adlı kitabını tavsiye ederim. Bu başlığın cevabı var bence o kitapta.__________________
Bağımsızlık karakterimizdir! |
|
| #9 | |
Moderator ![]() Giriş Tarihi: Dec 2007 Ülke / Şehir: Dünya'da bir yerdeyim...
Mesajlar: 2,214
| Bugün hazırlamış olduğum bir çalışmayı sizinle paylaşmak istiyorum: Sosyal Demokrasi nedir? Sosyal Demokrasi, Kapitalizmin yarattığı eşitsizlik ve adaletsizlikleri demokratik sistem içinde kabul edilebilir düzeye indirmeyi; emekçi-işçi sınıfının haklarını hukuk kurallarına bağlı kalarak korumayı ve geliştirmeyi amaçlayan bir dünya görüşüdür. Bir başka deyişle; Sosyalizm’i “Radikal Devrimci” akımlara karşılık, Reformist ve Revizyonist biçimde yorumlamaktır. Devrimci sosyalistler, sosyal demokratları Kapitalizmle işbirliği yapmakla suçlamaktadırlar. Öyle ki, “Reformist” tabiri radikal solcular tarafından aşağılayıcı bir tanım olarak kullanılmaktadır. Sosyal demokrasi Kapitalizm ile Komünizm arasında bir üçüncü yoldur, Batı Avrupa’da doğup gelişmiş bir siyasal akımdır. Avrupalı Sosyal Demokrat partiler, “Sosyalist Enternasyonal” çatısı altında örgütlenmiştir. Sosyalist Enternasyonal'in tanımına göre sosyal demokrasi; özgürlük, sosyal eşitlik ve adalet, toplumsal ve sınıfsal dayanışma temellerine oturmaktadır. Genel oy, özgürlükler ve hakların savunulması amacıyla İkinci Enternasyonal'de güçlü bir akım olmuştur. Almanya'da SPD'nin ortaya çıkışı, İskandinav ülkelerindeki hareketler, Avusturya demokrasisi bu akıma yön vermiştir. Sosyal Demokrasi’nin tarihçesi Sosyal demokrasi olgusu, 19. yüzyılın ikinci yarısında, sanayi devrimi ile birlikte çoğalan ve yoksullaşan emekçi sınıfların kimi zaman şiddete başvurarak, kimi zaman ise siyasal ve sosyal (grev gibi) yollardan yürüttüğü mücadeleler ile egemen sınıfların verdikleri ödünler sonunda varılan uzlaşmanın ürünüdür. Bu süreçte “Klasik liberal demokrasi”nin temellerini oluşturan değerler sistemi (Üretim araçları üzerindeki özel mülkiyet hakkı, siyasal demokrasi, din ve düşünce özgürlüğü, çoğulculuk gibi) korunmuş, ama “sosyal adalet, sosyal devlet, sosyal haklar” gibi yeni değerlerle beslenmiştir. Sosyal demokrasi anlayışının devlete sosyal ödevler yükleyip ekonomik yaşama halk kitleleri yararına müdahale olanakları sağlaması sınıflar arası farklılık ve gerginlikleri yumuşatıcı bir rol oynamış, Kapitalizmi ve Batı tipi demokrasiyi aşmayı amaçlayan radikal devrimci akımlara karşı da bir set oluşturmuştur. İskandinav sosyal demokratları üretim araçlarının mülkiyeti yerine üretilen eşyanın-materyalin adil bölüşümünü savunmaya başlamışlardır. 60'lardan 80'lere kadar sosyal demokrat iktidarlar Avrupa'da hükümet olmuştur. Ancak, refah devleti politikalarının sona ermesiyle Yeni Sağ'ın yükselişine karşı yeni kuramlar üretilmek zorunda kalınmıştır. İsveç, 2007'ye kadar sosyal demokrasinin kalesi olarak gözükürken neoliberal akımın etkisiyle İsveç'teki bütün sosyal eşitlik kuralları, liberallerin müdahalesi ile yerlerini serbest bir ekonomiye bıraktı. Britanya’da Fabianizm’in etkisi ve İşçi Partisi’nin yapısı ihtilalci olmayan revizyonist hareketleri ortaya çıkardı. Demokratikleşme sayesinde sosyal hareket gerçekleşecekti, Bernstein devrimin olacağına inanmıyordu. Hiçbir belirti yoktu, proletarya devrimi yoktu. Kautsky, Babel demokrasiyi amaç edindiler. İkinci Enternasyonal’den kopanlar, Rosa Luxemburg ve Spartakistler devrimci hareket içinde kalmaya devam ettiler. Sosyal demokratlar giderek Marksizm’den koptular. 1929 ekonomik krizinden sonra Keynesçilik İktisadi kuramlar öne çıktı ve Friedmancılık tesirinde kalan sağ iktidarlara, Reagan ve Thatcher’a karşı Tony Blair’in küreselciliği, ulus aşırıcılığı işçi sınıfından rağbet gördü. ve plancılık kuramları sosyal demokrasiyi daha çok etkiledi. http://tr.wikipedia.org/wiki/Sosyal_demokrasi __________________
"Gerçekleri yazmak, insanlara bir şeyler öğretmeye çalışmak, insanları düşünmeye, kendilerine dayatılanları yutmamaya yönlendirmek en ağır suç sayılıyor artık!" E.Ardıç. Aristo Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 28-05-08 11:46 . |
|
| #10 | |
Moderator ![]() Giriş Tarihi: Dec 2007 Ülke / Şehir: Dünya'da bir yerdeyim...
Mesajlar: 2,214
| Sosyal Demokrat teorisyenler Sosyal Demokrasi hareketi önceleri Vladimir Lenin gibi devrimci sosyalistleri de kapsıyordu. Daha sonra evrimci yaklaşım baskın çıktı ve sosyal demokrasi proleter devrime karşı bir ideoloji halini aldı. Sosyal demokrasinin bu evrimci yaklaşımının en önemli temsilcisi, Eduard Bernstein’dır. Eduard Bernstein (6 Ocak, 1850 - 18 Aralık, 1932): Alman sosyal demokrat teorisyen ve politikacıdır. SPD (Alman Sosyal Demokrat Parti) üyesi, Reformizm’in ve Sosyalist Revizyonizm’in kurucusudur. Danzig’den gelerek Prusya’nın başkenti Berlin’e yerleşmiş bir Yahudi ailenin oğluydu. Babası demiryolu makinisti, amcası Aaron Bernstein ise işçi çevrelerinde çok sayıda okuru olan “Berliner Volk Zeitung” gazetesinin editörü idi. Bu ortamda pek çok kültürlü Almanın ulusal birlik ve demokrasiye duyduğu özlemi daha genç yaşta kolayca paylaştı. 1872’de genç bir banka memuru iken Sosyal Demokrat Parti’ye girdi. Prusya’nın 1871’de Fransa’yı yenilgiye uğratmasını izleyen çalkantılı yıllar, siyasi inançlarının oluşmasında önemli rol oynadı. Partiye girince sosyalist yayın organı Die Zukunft’ta çalışmaya başladı. 1890’lara değin süren 1873 ekonomik bunalımı kapitalizmin zayıflığı yolundaki inancını pekiştirdi. Ama onu daha radikal bir tutum almaya zorlayan Şövalye Otto von Bismarck’ın Anti sosyalist yasaları oldu. Almanya dışına sürülünce İsviçre’ye yerleşti. Die Zukunft’un varlıklı koruyucusu Karl Höchberg’in “ahlakçı sosyalist” görüşlerinden uzaklaştı. Burada gizli sosyalist partinin toparlayıcı odağı durumunda olan Der Sozialdemokratie dergisinin Zürich baskısının editörlüğünü Karl Marx’ın onayıyla üstlendi. 1888’de Bismarck’ın başvurusu üzerine İsviçre’den de sınır dışı edilince derginin yayımını Londra’da sürdürdü. Orada Marx’ın çalışma arkadaşı Friedrich Engels’in yakın dostu oldu; sosyalizmin adım adım gelişeceğini savunan etkili Fabian Derneği’nin önderiyle de yakın ilişki kurdu. Giderek değişen görüşlerini bir dizi makale ile 1898’de Stuttgart’ta Sosyal Demokrat Parti toplantısına gönderdiği bir mektupla sergiledi. Ertesi yıl Die Voraussetzungen de Sozialismus und die Sozialdemokratie’yi (Evrimsel Sosyalizm) yayımladı. 1901’de Almanya’ya dönen Bernstein reformcu işçi hareketinde giderek gelişen revizyonist okulunun kuramcısı durumuna geldi. Sosyalizmin kapitalist orta sınıfa karşı bir ayaklanmanın doğrudan ve katışıksız bir ürünü değil, insan tutkularının ayrılmaz içsel bir parçası olan liberalizmin nihai sonucu olduğunu savundu.Kapitalizmin hemen çökeceği ve burjuvazinin yalnızca ve baskıcı bir sınıf olduğu yolundaki görüşten vazgeçti. Ayrıca üretken sanayinin belirli ellerde toplanmasının (Tekelleşmenin) her alanda Marx’ın öngördüğü ölçüde eksiksiz ya da daha hızlı biçimde gerçekleşmediği sonucuna vardı. 1902’de Reichsrag’a (Parlamento) seçildi ve üyeliği 1928’e değin sürdü. Sosyalist kuramcı Karl Kautsky’nin dogmatik Marksizm’i ile Alman işçi önderi Agust Bebel’in eklektik Marksizm’i giderek etkisini yitirdikçe Revizyonizm sosyal demokrasinin ideolojisi durumuna geldi. Sonunda sosyal demokrasi Bernstein’ın 20 yıldır özlemini çektiği büyük bir reformcu halk hareketi durumuna geldi. Artık partisinin saygın bir yol göstericisi olan Bernstein sosyal demokrat programın büyük bölümünün fikir babalığını yaptı. Alman halkını 1917 Rus örneğinden caydırmakta önemli rol oynayan Bernstein, 1922’de İtalyan faşist modelin Almanya’ya sıçramasını önleyemedi. Nazilerin kanlı saldırılarını, dengesiz kafaların düşüncesiz davranışları olarak değerlendirdi. Nasyonal Sosyalizm’in özünü kavrayamadı ve Nazilerin iktidarı ele geçirmesini önlemekte çaresiz kaldı. Bernstein’in ölümünün üzerinden daha altı ay geçmeden, tüm umutlarını bağladığı demokratik devlet, kapılarını Adolf Hitler'in diktatörlüğüne açtı. http://tr.wikipedia.org/wiki/Eduard_Bernstein __________________
"Gerçekleri yazmak, insanlara bir şeyler öğretmeye çalışmak, insanları düşünmeye, kendilerine dayatılanları yutmamaya yönlendirmek en ağır suç sayılıyor artık!" E.Ardıç. Aristo Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 28-05-08 11:45 . |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|