| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Aforizmalarımız.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 75
| ... Yağmur yagar toprak kokusu hosuna gider. Gurbet kavramı vardır. Mesguliyet. Purosunu içen buyuk patronun zevkle izledigi bir golf oyunusunuz. ... __________________
"hepimiz yaratıcının kendisi değilmiyiz?" MeRHaM FoRaL Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 11-01-07 12:35 .Sebep: sekil itibari - yazım hataları |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 75
| Saat 2:30 rüzgar çoğalıyor soğuk artıyor ve çok az hareket edebiliyorum.Yaklaşık 100 metre yolu nasıl da soluksuz koşarak gelmiştim, köpekler iyi koşturdu beni.Bacaklarımda ağrı hissediyorum, popomu hissedemiyorum bile bu soğuk mermer merdivende.Eve girmem için son 6 saat...Sigaralığınn verdiği duygusallıktan olsa gerek, annemi uyandırmak istemiyorum.Anahtarı aldığımı bile bile arkamdan açamayacağım sürgümü çekmişler ve böylece başladı kontrolü elimde olmayan maceram...Terim üstümde soğudu, Selçuk’da şansa atkı ve eldivelerini geri aldı benden. Bademciğimde şişik.Sabah yaşıyor olursam eğer, hasta olucam.İşte ilk hapşuruk geldi, bacak bacak üstüne atarken...Sokağa geleli yaklaşık 2 saat oldu ve hala benden başka nefes alan bir şey göremiyorum.Sigaram yok karnım aç ve ağzım kurudu bu aralığın son gecesinde...Tepemdeki küçük sokağın lambasında ısıtmak isterdim, hissedemediğim parmaklarımı.Sigaralığın hoşluğu azaldıkça kafamda, cesaretim kırılıyor ve fikir aramaya başlıyorum.Acaba parkta içerken tanıştığım ayyaş kumarbaz dayıya mı gitsem? Aylardır birlikte içtik.Bunun getirdiği samimiyet bir gece onda kalmama yeterdi.Rahatsız olurdu, ama annemi rahatsız eder, bir süre güdüsel formalite azar işitir ve yatar uyurdum ama dayıyı rahatsız etmezdim.Saat daha 03:00 ve titremeye başladım.Eyvah! ben ne yapıcam sabaha kadar... Çok çişim geldi.İki bina arası karanlık bir yer kestirdim gözüme ve gidiyorum... Daha çok üşüyorum.Göğsüm omuzlarımı sallayacak kadar titriyor, bir şeyler yapmalıyım.Yukarıya çıkıp bir kere daha kapıyı açıp sürgü engelini bir hırsız gibi açmayı denesem mi? ya da ne olursa olsun dayıya mı gitsem.Ama dayının evinde kalamazsam güvende olduğum sokağımdan ve mahallemden uzakta olmuş olucam, bu ürkütücü. Yukarı çıkıcam ve denicem... Bana ait bir sigaralığım olsaydı şimdi, En güzel şehrin en güzel sokağında en mutlu insan ben olurdum. Şimdi lanetli bir şehrin en varoş semtinde pislik insanların toplandığı mahallenin çöp kokan sokağındayım. Evdeyim. Annem 3 saat önce hırpaladığım sürgüyü farketmiş ve açmış heralde.Üzüldüm sanki biraz, macera daha yeni başlamıştı ama şimdi bitti. Yemek yicem ve sıcak yatağımda uyucam sabahda bu geceyi gergin bir şekilde bağıraşarak konuşucaz annemle. Ölüme dalmadan önce çürük bir muz gördüm ve onu sokakta yaşıyan insanlar gibi muhteşem bir meyve olarak algılayarak afiyetle yedim.Bu gece kafamı kurcalayan tek şey neden insanlar çürük meyveleri çöpe atıyorlar.Sokakta yaşıyan insanlar için mi? __________________
"hepimiz yaratıcının kendisi değilmiyiz?" |
|
| #3 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 75
| Tuğçe yana devrildi.Ağlamaya başladı.Meltem üstüne eğildi,onu teselli etmeye çalışıyordu.Hörm bana bakıp dudağını büktü,elini salladı “Bu nedir ya?ben bu saçmalığa katlanamam” dedi ve ayağa kalktı.Ben Tuğçenin ağlamasını izliyordum,Meltem’in onun güzel saçlarını okşayışını.”Miko” dedi Hörm.”Ben eve gidiyorum,bugün izinliyim” dedi.”Peki,ne yapalım?” dedim.”Uykudan kalkar kalkmaz ararım seni,yaparız bir şeyler” dedi.Eğilip bir zeytin yedi.Kapıya doğru yöneldi.Bana baktı,Tuğçeye baktı yine dudak büktü.Ben de ne yapayım dercesine ellerimi iki yana kaldırdım.Hörm hole gitti.Ben de Meltem’i kaldırmak istedim,kolundan tuttum,sinirliydi “git sende onunla,hadi,kaybol” dedi.Burnumdan sıcak bir nefes aldım. Hörm ayakkabılarını giydi.Kapıyı açtı,merdiven ışığını açtı.Kapıyı kapadı.Cebinde ki sigaralığı çıkardı.Elinde bir süre tuttu onu,nasıl güzel sardığına baktı.Bir yandan da içeride ki karmaşa aklına takılmıştı.Mikhail normal şeyler söylemişti kıza,kız hiçbir şey söylemediği halde Meltem Mikhail’i tanımıyormuş gibi savunmaya çalıştı.Miko da altında kalmayıp doğrumudur bilinmez kızı umursamadığını söylemişti.Ne kadarda aptal bir kız diyordu Hörm kendi kendine.Ağlamak zorundaydı orada çünkü Mikonun söylediği tüm sözlere karşılık tepki vermemesi ve kendini ufak şekilde savunmaması onun zararına olurdu. Herkes onu işgüzar sanabilirdi,Meltem evinden kovabilirdi onu.O da yerini böylece sağlamlaştırdı ağlayarak herhalde,Mikhail’de az değildi,kızın kalbinin kırılacağını bile bile o sözleri söylemişti.Bunlardan bana ne ki dedi.Sigaralığı yaktı.Merdivenleri koşarak indi.Dışarısı çok güzeldi,güneş gözlerini kamaştırdı.Gözlerinin altında bir ağırlık hissetti,uykusuz olduğunda hep o ağırlığı hissederdi.Cebinden araba anahtarlarını çıkardı.Sigaralıktan derin bir nefes aldı.Kendine gülümsedi.Otelde resepsiyonun arabasını nasıl almıştı ama?yalanımı çok güzel söyledim,ne de olsa sevgili arkadaşım Naz intihar etmişti,haberini tam o anda almıştım ve acilen hastaneye gitmem gerekiyordu.Böylelikle arabayı da altıma almış oluyorum.Ah Naz! Kırk yılda bir işe yaradın.En azından iki gün bende olacak bu araba.Yaşama merhaba hediyesi alacağım sana söz.Şimdi çok güzel bir heavy metal şarkısı açarım yüksek seste,sigaralığı da kül tablasına koyarım keyfime diyecek yok.Heyecanla kapısını açtı arabanın,içi içine sığmıyordu.Önde ki iki camı da ardına kadar açtı.Patinaj çekerek yola koyuldu.Mutlu olduğunu hissetti,buna ihtiyacı vardı.Sigaralıktan derin bir nefes daha aldı.Sahile inmeliydi,boğaz turu alıp bu sigaralığın verdiği sarhoşluğa boğazın o temiz havası da eklenmeliydi.O zaman muhteşem bir sarhoşluk yaşıyordu.Sigaralıktan bir derin nefes daha aldı.Yarılamıştı sigaralığı,ateşi büyümüştü,biraz azalması için üfledi sigaralığa.Küllüğe koydu. Hail, Hail, Hail and kill Hafiften kafa sallamaya başlamıştı. Ellerini direksiyona vuruyordu. Kaçıncı vitesteydi, hangi hızdaydı bilgisi yoktu. Umurunda da değildi. Direksiyonu yukarı manevrayla kaldırsa arabanın uçacağını hissediyordu. Yaya olsaydı gerçekten uçabileceğini sandı. Belki de deniz kenarında aklına bir anda Anadolu yakasına geçmek isteyecek, denize adım atıp yürüye yürüye, sigaralığından nefesler alarak varacaktı. Bir an kendine geldi. Kırmızı ışıkta durmuştu. Yanında bir araba durmuştu. İçinde güneş gözlüklü, röfleli sarı saçlı bir kız kullanıyordu arabayı. Hörm’e baktı, kafasını hemen çevirdi. Güzel bir girişli parça çalmaya başladı I’ve often told you stories, about the way Çok eskiden bir kız sevmişti. Uzun süre birlikte olmuştu onunla.Kendini bu dünyada yapayalnız düşündüğü çağlarda aniden patlak veren bir askeri darbe gibi girmişti hayatına Zeynep denen ufak boylu,beyaz tenli,makyajsız,kara gözlü bir kızdı.Okulda hiç görmemiş gibiydi san ki onu.Koridorda bağırışlar yükseldiğinde kendini bir karmaşada hissederdi,onu gördükten sonra sesler kısılmıştı.Zeynep’te ona bakıyordu.O da,teneffüslerde sınıfta oturunca duvarların üstüne geldiğini hissediyordu,her zaman dışarı çıkıp,arkadaşları gibi İngilizce okuma dersinde,kalabalığın içinde sesi okuma sırası ona geldiğinde yanlış telaffuz ettiği kelimelerin aslında doğru telaffuzunu bildiğini iddia etmek istiyordu.Öğle yemeğini nerede yiyelim diye fikir tartışmasına girmek istiyordu ya da erkeklerle bakışmak istiyordu.O da koridorda ki bağırışları duymuştu.Bir arkadaşı onun özel şeylerini yazdığı günlüğü alıp kaçmıştı,o da okunmasını istemediği için peşinden onu kovalamıştı.Koridorda ufak bir kovalamadan sonra günlüğünü geri almıştı.Birden kendisini koridorda bulmuştu.Farkında olmadan burada bulunmuştu.Sınıfının kapısının önüne gitti.Koridorda ki öğrencilere baktı.Birini gördü.Ona takılı kaldı gözleri.Hörmdü o.Bundan sonra ki teneffüslerde de,diğer okul günlerinde ki teneffüslerde de kapının önünde durdu.Hörm hep aynı yerde ona bakıyordu.Hörm’ün yanında arkadaşları vardı ve önünden geçen tüm herkesle alay ediyordu.İtişip-kakışıyorlardı.Hörm onlara katılıyor,ara sıra ona kaçamak bakışlar fırlatıyordu. Sigaralıktan sonra bir nefes aldı.Camdan dışarı attı geri kalanını.Dudağı yanıyordu artık dibine gelmişti.Zeynep o günden sonra özel şeylerini yazdığı günlüğüne ismini bilmediği ve ona bakışlarıyla güç veren o çocuğun her bakışından sonra ki hissettiklerini yazdı hep.Şiirler yazdı ona.Hörm iyice sarhoş olmuştu,Zeynep’le yaşadıklarını an ve an yaşıyordu san ki.Kırmızı ışık yandığında duruyor,etrafta ki insanlara bakıyordu.Ama aklında Zeynep’le yaşadıkları canlanıyordu.Zeynep için Hörm tutku haline gelmişti.Hörm’ün ise her gece yatarken aklına takılan biri vardı.Bunların ikisi bir gün yan yana geldiler.Hörm onun yanına gitti.Öğle paydosunda Zeynep Hörm’ün onu takip ettiğini anladı.Arkadaşlarına işi olduğunu söyleyip okulun arkasında ki parka gitti.Bir banka oturdu.Sigara yaktı.Sonra yanına Hörm geldi.Konuştular.Birbirlerinin farkına varmışlardı,şimdi artık farkına vardıklarında hissettikleri o duygunun ismini koymaya çalışıyorlardı.Hörm vatan caddesinden Yıldırım sapağına saptı.Hörm Zeynep’i seviyordu,ama ondan ayrılacaktı.Çünkü hiçbir ilişkisi 2 haftayı geçmemişti eğer ona ilişki diyebilirseniz.Fakat ayrılamadı.Sevdiğini fark etti Zeynep’i.Hörm soluna baktı.Arkasında otogar vardı,tam solunda,aşağıda ise sebze hali.Trafik ışıklarında durdu.Bir kaç liseli erkek arabaya yaklaştı.”Dümdüz mü gidiyorsunuz” dedi.Hörm “Evet,hadi atlayın arabaya” dedi.Zeynep’le aşk yaşıyordu,sonsuz bir aşktı onların ki,hiç bitmeyecekti.Hörm hız yapmaya başladı.Gençler coşuyordu,daha fazla,daha fazla diye bağırıyordu.Kafe de oturuyordu Hörm ile Zeynep.Hörm bir sürü yalan söylemiş,çeşitli numara yapıp kendisinin İsa olduğunu inandırmıştı.Zeynep’in ise kafası karışmıştı.Ama seviyorlardı birbirlerini,önemi yoktu bazen insanın kafası karışabilirdi.İyice hızlanmıştı Hörm.Gençler artık marşlar söylüyordu çılgınlar gibi.İnsanın kafası karışabilirdi,kafasını toplamak için Zeynep ara istemişti.Zeynep’in hal ve hareketlerinden hiç memnun değildi.Çünkü artık eskisi gibi gülmüyordu,görüşmeler kısa sürüyor,hep bir işi çıkıyordu.Zeynep artık sevişmek istemiyordu.İlişkinin sevişmek üzerine olduğundan yakınıyordu.Hörm sevişmeme talebini kabul etti.Fakat gene de ilişkiye ara vermişlerdi.Hörm,onu görmediği her güne kayıp zaman olarak bakıyordu.Tekrar görüşecekleri günü bekler olmuştu.Hörm pedala daha da gaz verdi.Gençler hoplayıp-zıplıyordu.Zeynep’le görüşmeyeli 1 ay olmuştu ve artık ruh hali iyi değildi o zamanlar.Mikhail’e bir gün özlemini anlattı.Mikhail ona felsefik sevgilisi Hera ile yardım edecekti,Zeynep ile ilişkisini kurtarmak için.Ama hiçbir zaman yardım edemediler.Çünkü Zeynep ondan ayrılmıştı.Bir sabah onun mesajı ile uyanmıştı.Sadece Ayrılalım yazıyordu mesajda.Hörm telefon açtı,cevap yoktu karşıdan.Sesini duyamadı.Sonra umursamadı Hörm.Eğlenmesine baktı. Fakat şimdi üzerinden uzun zaman geçtiği halde neden içine ayrılık acısı girmişti? Neden kendini berbat hissediyordu? Neden direksiyonu sağa kırıp,ölmek istiyordu? Frene asıldı.Tüm gençleri kovdu arabadan.Bir sokağa saptı.Herhangi bir evin önüne arabayı park etti.Kendi evine uzak bir mesafede değildi.Buna sevinmedi.Dalgın dalgın yürümeye başladı.Kendi kendine söyleniyordu.Beni terk etmemeliydi!Ben onu devamlı sevdim,hiç üzmedim,sahip çıktım hep ona.Ama,onu fazla boğdum.Bitmeyen sorularım ve kıskançlıklarımla onu kendimden soğuttum.Şimdi üzerinden aylar geçmiş olmasına rağmen sevgim hala çok büyük.Evinin apartman kapısını açtı.Merdivenleri çıkmaya başladı.Her merdiven basamağına vuruyordu.Her vuruşunda vücudu sarsılıyordu.Evinin kapısının önüne vardı.Onunla bu kapının önünde kaç kere durmuştuk bilmiyorum.Bildiğim bir şey var şimdi.O yok!Direk yatağa attı kendini.Gözlerini kapattı.Kap karanlık görüntü sallanıyordu tıpkı dönen bir çember gibi.Yukarı aşağı zıplıyor gibi hissediyordu kendini bir yandan.Elleri titriyordu.Ayak reflekslerini kaybetmişti.Kendi kendine havaya kalkıyordu bacakları.O beni bırakmamalıydı. Pencereni seç,temiz havadan bir nefes çek içine,ben seni seçtim,ben seninle olacağım Zeynep ağlıyordu karşısında,elleri yüzündeydi.Hıçkırıklar içinde.Mutluluktan ağlıyordu.Hörm onun en büyük aşkıydı.Hiç bırakmayacaktı onu.Penceresini seçip Hörm ile temiz bir nefes çekmişti içine.Onunla olmuştu.Hörm bunları anımsadı.Ağlamaya başladı. Seninle ya da sensiz Hayır! Olamamıştılar.Şimdi ikisi de birbirinden ayrı tellerdeydi.biri ayrılık şarkısı çalıyordu,belki de biri yeni bir pencerenin heyecanını yaşıyordu.Hayat çok garipti,farklı pencerelerden bakabilmek her zaman insanın gelişimi için vazgeçilmez bir kavramdı.Fakat Hörm,Zeynep’in farklı pencerelerden bakmasını içine sindiremiyordu.Çünkü o hayatta hiyerarşik bir sıralamada,en alt tabakadan ulaşamadığı şeye mağrur düşüncelerle acı çekiyordu. Ayağa kalktım.Sinirlerim iyice gerilmişti.”Meltem” diye bağırdım.”Yeter,gitsene buradan sen,görmüyor musun kızın kafası karışıktı,sen ise sinir bozucu kendini beğenmiş sözlerinle sinirlerini iyice yıprattın” dedi.Ayağıma yumruk attı.Salondan çıktım.Holde bekledim bir süre.Meltem’in bana ayırdığı odaya geçtim.İçerisinin havası berbattı.Uzun süredir havalandırılmadığı belliydi,en son kaldığımda çorap kokumun odayı kapladığını anımsadım.Çünkü içeride o koku var gibiydi. __________________
"hepimiz yaratıcının kendisi değilmiyiz?" |
|
| #4 | ||
Edebiyat ![]() Giriş Tarihi: Feb 2007 Ülke / Şehir: KaoS
Mesajlar: 511
| Alıntı:
__________________
"Ben nehir kıyısındaki parmaklığım; tutunabilen tutunsun bana ama koltuk değneği değilim kimse yaslanmasın bana…" Ve unutmayın; "Sanatçılar gerçekleri söylemek için yalanları kullanırken, politikacılar yalanlarla gerçekleri örter." | |
|
| #5 | |
Uzaklaştırıldı Giriş Tarihi: Oct 2007
Mesajlar: 186
| Sayın Hermes, Soğuk rüzgarların üflemesi hep üstümüze olsun. 1. yazıyı okudum. Kalanını yarın okuyacağım. Yazmaya devam et...bir de yazdıktan sonra noolur dilbilgisi kurallarını kontrol et. Okuması daha kolay oluyor.. ![]() Saygılarımla |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|