Yazıyaz Forum RSS beslemesi

Bu nedir?
 

 

"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir."

Lütfen forum kurallarını okuyunuz.



Geri Dön Yazıyaz Forum > Edebiyat > Öykü ve Denemeleriniz

Üye OlSık SorulanlarÜye Listesi Takvim Arama Yeni Mesajlar Forumları Okundu İşaretle

Bir Ev Düş'ü

/

konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız...


Cevapla
 
Konu Araçları
Eski10-01-07, 16:57  #1
Absurdite
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4
Bir Ev Düş'ü



Cümlelerinin içinden rüzgar sızan bir geceydi ; herşey olması gerektiğinden fazla sükun içerisinde çevreyle uyumunu sağlamış ve sessizlik parçalayan yalnızlığın leylak kokan ağzına pek yakışmıştı.Mahur makamından sevişmeler çınlarken sahil boylarında ; martıların ağlayışları köpüklü dalgalarla vurmuştu kayalara. Cinlerim hala uykudaydı ve yeşil olması gerektiğinden fazla suskundu . Cinler ; ulaşılması asla kabil olmayan kara parçaları kadar gizemli , öpülemeyecek kadar darmadağındı. Yeşil ; gereğinden fazla elemliydi. Bu yüzden hiçbir ölüm teşebbüsü bağışlanabilir değildi ve sen ; denizde yalnayak belirip kaybolan bir kuğu beyazlığı gibi örtülmüştün üzerime....


Evlerin solukları olmaz diye düşünmeni istemiyorum. Evlerinde kimi zaman tıkanacak , kimi zaman heyecandan hızlı hızlı yükselecek solukları vardır . Ve evlerin nedensiz yere içe kapanışlarında solukları paramparça yırtılır. Bu solukluk ah bu solukluk insanı kendi yüzünden utandırır. Kıpkırmızı bir yüz ki maskesiz ,kasvetsiz bir gökyüzü gibi gamsızdır. Çizgilerinde atlas haritalarının bilinmez boyutlarına işlenmiş milimetrik hataların masum duruşları. Senin duruşun ; okyanusların derinliğini ölçemeyecek sığ dalgıçların buruk gülümsemesinden sarkan güllerin dikenli yoruculuğudur. Senin güzelliğin ; asla anlaşılmayacak bir fransız şarkısının orta yerinde durduk yere gökten boşalırcasına ağlamaktır. Senin yüzün , yüzlerin yüzsüzlüğüne kondurulmuş alaylı bir gülücük , yaşama kondurulmuş yersiz ama güzel bir küfürdür ! Bunu sen bilemezsin , eğilip öpülmeyi bekleyen kurbağanın karşısındaki prensesin eteklerine çocukça sarılıp '' aslında ben bir kurbağayım ve asla insan olamayacağım '' diye dürüstçe itirafı yaşama ait değildir. Yaşam : dışında varettiği nice boşluğa hiç aldırış etmez. Bunu sen bilemezsin , atların bacakları kırıldığında sahibine sorduğu sorunun yanıtı asla bilinmez. Bunu ;ikimizinde bilemeyecek olmamızın telaşlı belirtilerini aklımızın başkaldıran suskunluğunda hissediyoruz.

Soluğunda yarılma hisseden bir ev düşün. Hadi düşün ki varolsun ! Bütün bilimsel verilerin doğruluğuna yöneltelim silahımızı ! O silah ki sonbaharın şakaklarına dayamıştık seneler önce ! Anımsarsın , bach'ın kanımızda dolaşımının en tehlikeli olduğu zamanlardandı ! Bir ev düşün , içindeki eşyalar hollywood artığı bir filmden çalıntı ; oskara siyah beyaz olma dalında aday ; biraz tarkovskivari sahneleriyle aklımızı rüzgarlara devreden bir ev.. Senin adımlarının tınıları usulca özgürlüğümüze dokunur. Eski bir dostun sıcak bir merhabası , unutulmuş sevgilinin yolda giderken duyumsanan sesindeki cızırtı , radyoda sevdiğin şarkıyı ararken çocukluk sesinle karşılaşmak gibi boşlukta duran bir evin soluksuz renklerinde seninle yaşadığımızı düşün . Senin adın duvarların postersiz güzelliğinde savrulur. Pelerinini çıkarmadan benimle uyursun değil mi ? Beraber polisiye romanlar yazacak kadar metanetli misin bilmiyorum ama biliyorum ki sen eksikliği sezimleyecek ölçüde kadınsın. Sen gerçek kadınlığın hüvviyetindeki ezik kuş ölülerini şehir meydanlarından ağlayarak toplayıp evimize getirecek kadar kadınsın ! Bunu ben biliyorum sen bilmiyorsun ..


Adını andığımda sesler düşüyor nedensiz yere saçlarımdan. Kakülümü sen kes bu gece ! Çocukluğuma romanslar oku , gençliğime şiirler ada! Lütfen , bu evde beni yalnız bırakma. Düşün ki varolsun ! Düşün ki tüm olanaksızlıklar ve hiçlikler yokluğa savrulsun ! Senden tek bir fedakarlık istemiştim ; düşselliğin fedakarlığı yani delikanlıca söylemek gerekirse ;düş'ün ! Düş'ünülmek istemiştim. Her erkeğin hücrelerine temas etmiş soğukluğun basitçe dışavurumuydu ,bilirsin. İstenilmek değil tiksinilmek , varolmak değil belki yalnızca düş'lenilmek ! Adını her andığımda bütün eşyalar birden ayaklanıyor! Ama sükunet aradığımız şeyin ta kendisi ! Sükunet dudaklarımızda yarım kalmış şehvetten damla damla murted islerle sarkan aşkın nüvesi ! Sus karşımda , susayım karşında varolan denizin kuytusunda..


Saçlarını okşasam sanki düşecek gibisin . Ayın şavkı horgörülmüş latin şarkılarını ucuz sonbahar otellerinde mırıldanıyor sanki . Saçlarını kesmek istesem hemen çekip gidecek gibisin . Bir ev düşün ! Bir ev düşün ki varolsun ! Odalarında sonbahar yürüyor. Dudaklarında eski bir fransız şarkısının nakaratı , ayak parmaklarında görülmemiş nehirler. Bir ev var içimde. Senin varolduğun dipliğin merkezinde çevrelenen bir ev . O evde senle ben yaşıyoruz . Aslında ikimizin yaşadığını hiç bilmeden. Ve biz bunu sonsuzluk diye adlandırıyoruz. Sen evde dolaşıyorun. Adımlarından pelerinin savruluyor. Yırtılmamış , güzel ve sonsuz... Bembeyazlık içindesin ,ayakların çıplak , hülyaların ve ruhun çırılçıplak.. Evin ruhunda Bach yankılanıyor. Her filmin sonunda ağlıyoruz . Körkütük sarhoş oluyoruz kanımızda dolanan senfonilerin tınılarıyla.Hamamböcekleri uyumsuz valslerle gözümüzü kamaştırıyor. Sen usulca sokuluyorsun yüzüme ve fısıldıyorsun her an . Sükun üzerine susuyorsun .. Sen bunu yaparak beni senin tanrın , seni benim tanrıçam ilan ediyorsun .. Uyuyoruz sonra, üzerimizde sığ suların mavi kederi ve dingiliğiyle.. Ev alıp başını gidiyor dudağında yarım kalmış bir fransız şarkısıyla. Üzerine ağlanabilecek özel bir kaç dakikayı bize bırakıp alıp başını gidiyor ev...

Senle ben çevrelenen merkezde hala uyuyoruz ve organlarımızın birbiriyle evlenmesine ikimizde şahit oluyoruz. Hep istediğin gibi nikah memurluğunu tanrı , sağdıçlığı şeytan yapıyor. Ve sen leylak kokan ellerindeki masumiyetle çiçeğini attığında vücudumuzun göğüne , adem tutuyor ilkin, sonra havva. Aşkın tohumlandığı yeryüzü , o an infilak etmiş yurdumuz oluyor. Meydanları boş ; sokakları kabadayı ; atlıları spartacus artığı ! Sen meydanda çıplaklığını gizlemeye çalışıyorsun .Elimizden tutan yok . Elimize sıkıştırılmış revolver'in şarjörüne sıkışıp kalmış mermilerin şaşırdığı bir durumda sen kucaklıyorsun yağmuru ve evimize getiriyorsun ..

Bach'ın kanımızda dolaşımının en tehlikeli olduğu zamanlardı .. Senle ben , bir bizliğin içinde dalıp gitmiş; her an seyreliyorduk karlardan sızan ışıklı çemberin halesindeki durgun beyazlık gibi ...



Umut Çakıcı
3Ocak2006
Absurdite is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-01-07, 17:04  #2
Absurdite
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4
Ah Bach !

Ah bach !


küçük harfli kelimelerle başlayan cümlelerden hep korktum.Saygınlık kelimesi ne kadar iğrenç kokuyor ; etiketlenme ve kendini afişe etme gibi durumlarda kendini ortaya çıkarıyorsa eğer.Ve kelimelerime nedense hep kırmızı kalemle başlamak , çocukluğuma ait anıların altını tükenmez kalemle çizmek kadar mutluluk vermiştir bana. İskeletler şarkı söyleyemez diyor küçük kız ! O kız hiç büyümedi , büyümeyecek. Belki geçmişinde bir atlı süvariydi. Kabilesinde hatrı sayılır yaşlı bir çingene , neolitik çağda devlet işlerinde sözü geçen bir orospuydu ! İskeletler şiirden de anlamaz diyor küçük kız ! O kız ; hiç yalan söylemedi.

Önümde eğilip alabileceğim bir gül kokusu varken tanrının buyruğunu reddeden adem gibi kara elmalara doğru yönelmek en büyük özgürlük ama değil mi ?. Büyümek ! ah ne tiksindirici bir sözcük ..Eğer her hücren başkaları tarafından an be an işgal altında tutuluyorsa.Ellerim büyüyor , gözlerim büyüyor , ruhumun yarı çapı hep genişliyor.İnsanlar maskeleriyle balolarda dans ederken kenarda güzelliğin kafeste bekçiliğini yapan ben oluyorum..Güzellik çıplaklığıyla kendini iktidara peşkeş çekiyor ve ben o an suratını rujlu bir jiletle işaretliyorum. Bukelamunlar sonbaharı nasıl renkleriyle işaretliyorsa , aşk nasıl şakaklarımıza kirli bir namluyu yağmur kokan soluğuyla dayıyorsa , bende güzelliğin suretine bir çarpı işareti konduruyorum. Ah güzellik ne iğrenç bir anlam ! Ben güzelliği ayak parmaklarında severim , ve ayak bileklerinde. Akan ırmak beyazlığında severim. Ben güzelliği asla göremeyeceğim yerlerin kuytusunda saklanmak gibi severim ama güzelliği sevmem ne zaman kendine eğilinip alınması için mağrur bir edayla beklediği zaman . O zaman alnından vururum güzelliği . O zaman bağırırım at avrat silah diye sokak kedilerine ! Onlarda beni anlamaz ya , bach'a abanır , rakıyı ısıtılmış bir seviyede içerim. Ah bach , senden sonra çok şey değişti .. Ah bach ....


Gözlerinde mevsimler değişen genç kız ; bakma bana öyle gidecekmiş gibi.Sonun uğultulu sancısındaki titremenin yol açtığı hiçi çok iyi biliyorum. Bakma bana öyle beni sevecekmiş gibi . Baudelaire siyahlığında sular içiyor hüznüm ve kendisini kollayacak bir açlık cambazı arıyor geceleri. Bakma bana öyle sigaramdan ateşi çalacak gibi . Bakma öyle . Senide öldürmek zorunda kalmak istemiyorum genç kız. Hiçbir yağmur ıslak değil bu şehirde , at nallarında uğur koşturmuyor savaş alanlarında. Askerler birbirinin gözlerine bakamıyor.Hepsi uzak. Mısralar , şarkılar, senfoniler ve bach ! Ah bach ! senden sonra çok şey değişti..çok şey kendi suretini terkedip sonu olmayan senfonilerde si bemol olup yitti gitti...


'ölüm insan kendinden boşalmasıdır ' derken attila' hangi düşüşün ışıksız çemberinden süzülüp gitmişti korkunç taşlar bahçesine. Ansızın tıkanan nefesin yapışkan dudaklarında takılı kalan kırmızı kelimeler kendinden boşaldı mı sırılsıklam diye soruyor bana Rimbaud , cevaplayamıyorum onu .. O bakınıyor pencereden ; memelerini sarkıttığı pencereden ;
''Heey diyor , biz burada alkole matematik öğretiyoruz ' **Rimbaud ağlıyor.. rimbaud ağlıyor ve bach hiç duymuyor bizi ! Bizi bu şehirde hiçkimse duymuyor ..

Arta kaldığımız muharebelerde bize hep birşeyler arta kalıyor. Biz o birşeyleri alıp kapılara götürüyoruz. Geri çevrilip evimizde oturup şeytanla papaz kimde oynuyoruz. Ah bach ! Senden sonra ne çok yağmur yağdı kemanlara ,notalara bir bilsen ...
Ah bach !


** Küçük iskender'in 'ben seni unutmak için sevdim' yazısından.


Umut ÇAKICI
1Ocak2007
Absurdite is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Eski10-01-07, 19:42  #3
Absurdite
Yazar Adayı
 
Giriş Tarihi: Jan 2007
Mesajlar: 4
Saçlarımda Ölüm Teşebbüsleri

Saçlarımı neden kazıttım hiç anlayamadın .Köküne ulaşmak için vurmuş olduğum jiletin asla çıkmayacak olan sakallarımda nasıl dans ettiğini hiç sezemedin .Karşıma oturmanı istiyorum .Sana geçmişimden çocuksu kareler sunmayacağım.Sana geçmişimde türlü türlü ev aletleriyle katledilmiş sevgililerimin ve aşksız trajedilerimin resimlerini sergileyeceğim .Unutmamalısınki bu oyunda ikimizde figüranız.Oyunun tek başrol oyuncusu işte şu masada kımıltısız uzanan revolver.

Bu resimde annemin çoraplarının balkonumdan dağlarda gerilla savaşı veren halk ordusunun kar altındaki barakasına sarktığı bir şafak vaktinde çektirmiştim .Rüyaların bir çingene cenaze merasiminde ne denli unutulacak olduğunu adeta duruşundan belli eden bir havası mevcut.Bu resimdeki ritüel yaşların ıslak ve bir o kadar da katı gölgesini ihtiva eder. Tecrübelerim bana her zaman uzakta sevmenin makul olduğunu gösterdi .Bütün sevgililerimi uzak menzilden yayı sapına düşman oklarla vurduğumu bilmelisin .


Geleceğe dair masallar dinlemek hoş .Gece rüyalarında avaz avaz titreyerek annenin göğsüne çapraz hüzünler salgılamak sesini unuttuğun eski bir sevgiline isimsiz aşk mektupları yazmak gibi hazindir.Rüyalar senin için ne anlam ifade ediyor bilmiyorum.Uykunun güzellikle ve senin saçlarınla bir alakası olması gerekli.Sen uykudayken ben baş ucuna çöksem ve sana şiirler okusam kirpiklerin incinir mi diye sormuyorum çünkü kirpiklerini kendime terlik yapacağım ! Terliklerim benim hep terlidir.Terliklerimde gençlik maceralarının dipsiz sancılarını , ergenlik çağında yüzünde ansızın beliren sivilceye duyulan sonsuz kinin masumiyetini , beyaz renginin çabuk kirlenişindeki hakikati gizlerim .Benim terliklerim Tanrı'nın peygamberlerine indirdiği ayetlerin yazıldığı ceylan derisinden kağıtlar kadar yücedir.Tanrıya inanıyor musun bilmiyorum.Senin ayak bileklerinin tanrısal ve matemsel bir değeri olmalı diye düşünüyorum .Saat tiktaklarından bıkkınlık nöbetleri geçirdiğim gecelerin ayazında sokağa çırılçıplak çıkıp , hani o genç yaşta bir çukura düşüpte ölen şair gibi , galata'nın en delikanlı meyhanesinde stritpiz yapmayı ne çok istemiştim bilemezsin ! Ayrılık şiirleri , tuvalet beyitleri , sifon senfonileri ve banyo cinnetleri ..Bunların tümü benim seni beklerken oyalandığım ölüm teşebbüsleriydi..Ölüme inanır mısın bilmiyorum ama senin bakmalarındaki giz'in manasızlıkla bir ilintisi olmalı . Hani soluk kesilir ve travma başlar ya işte öyle bir mana gizli olmalı senin bakmalarından süzülen kaşsız güzelliğinde. Güzellik nedir bilir misin ? Sana gösteriyor olduğum bu resimlerin karelerine takılı kalmış asla sezilmeyecek olan silüetimin ta kendisidir.Ben geceleri dışarı çıkarken daima silüetimi giyerim üzerime.Silüetimi çekmecemde saklar ; geceleri uyumadan önce cüceleri gerilla , devleri bürokrat ,prensesi bir fahişe olan masallar okurum onlara .Ben asla sonu gelmeyecek şarkılara inanırım !Şarkılar hakkında ne söylersin bilmiyorum ama senin parmaklarının Bach'ın tozlu piyanosunda unutulmuş bir notayla muhakkak alakası olmalı ...


Saçlarımı neden kazıttım hiç anlayamadın . Eski bir türkünün orta yerinde kalkıp mutfağa emeklediğinde arkanda sürüklenen duyguların esiri olmak gibi birşey şu anda hissettiğim .Kadıköy iskelesine koşup , vapur saatinin yaklaşıp yaklaşmadığını öğrendikten sonra martılara atılan simitlere siyanür enjekte edildiğinden onları yememeleri gerektiğini tembihlemem gibi şimdi sana da söylüyorum ; kafatasımdaki kuruntuların ve urun derinliğini ölçecek bir erkek sevgili bulamadığım için beynimin nüvesinde bir hasar yarattım senin özleminle.


Uzun geceli kışlarda saçlarıma yıldızlar takılı kalmıştı . Samanyolu kattiyen sarhoştu.
Saçlarımı neden geceleyin kazıttığımı hiç anlayamadın.



Umut Çakıcı ..
10Ocak2006
Absurdite is offline   Alıntı Yaparak Cevapla
Cevapla


Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir)
 
Konu Araçları

Gönderme Kuralları
Foruma mesaj değil yazabilirsin
Forumdaki mesajlara değil cevap yazabilirsin
Foruma dosyadeğil ekleyebilirsin
Forumdaki mesajınıdeğil düzeltebilirsin.

vB KoduAçık
Smilies Açık
[IMG] Kodu Açık
HTML Kodu Kapalı


Forum saati Türkiye saatine göredir. GMT +3. Şuan saat: 16:20.
(Türkiye için GMT +2 seçilmelidir.)


Powered by vBulletin
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Bu sitede yazılan her yazıdan yazarları sorumludur. Yazıyaz Forum'da yer alan tüm içeriğin her hakkı Yaziyaz.com'a aittir. İzinsiz kopyalanamaz ve yayınlanamaz.
Evrim | Evrim nedir? | Mutasyon nedir? | Küresel ısınma | Yazı yaz