| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Benim Hikayem/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Yazar Adayı
Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Sakarya
Mesajlar: 2
| Benim Hikayem Öykünün yaprakları aralanıyor… Odamı aydınlatan gün ışığı kollarını çekiyor duvarlardan. Tüm kapılar kapanıyor. Dört duvar içerisinde karanlık ile yüz yüze kalıyorum yine. Çıkış kapısı yok artık. Belki de yolun sonu gelmiştir. Kaçmıştım hep… İleride bir yerde kurtuluşa ulaşacağımı düşünmüştüm. Sanırım yanılmıştım. Belki de başladığım yerdeyim, belki de kendi eksenimde dönmekten başka bir şey yapmıyordum. Karanlık belki izimi kaybedebiliyordu ancak bunun yanında yönümü bulmama da engel oluyordu. Bu hiç değişmedi. Başladığım yerdeyim çünkü. Koşmuştum… Hep uzaklara, daha uzaklara… Ayaklarımın yeryüzü ile temasında oluşan ses dalgalarını dahi duymak rahatsız ediyordu. Hiçbir ses duymak istemiyordum. Hiçbir yüz görmek istemiyordum. Belki de canlılık belirtisi olan hiçbir yerde bulunmak istemiyordum. Bazen yorganımın altında bir fener ile aydınlatıyordum kendimi. Bu beni rahatlatıyordu, her şeyden uzak hissediyordum kendimi. Ama yalnız… Dış yaşam beni içine çekiyordu sanki. Büyük bir okyanusta bir hortumdan farksızdı. Sanki tüm insanlar bana bakıyor. Onların gözlerine bakamıyorum. Biliyorum gözleri bende. Etime saplı kancaları ile her bir yerimden çekiyorlar. Kaçıyorum. Issız yerler bulmalıyım. Yine odamdayım. Sanki duvarlar bana bir şeyler fısıldıyor. Ama duymak istemiyorum. Gözlerimi kapıyorum açmak istemiyorum. Her yer karanlık. Ses dalgalarını algılamamak için ellerim yeterli olmuyor. Duymamalıyım. Görmemeliyim. Sanki beni ele geçiriyorlar. Kurtuluşun olmadığını fısıldıyorlar. Ama diretiyorum. Her direnişte bir hayal perdesi aralanıyor. Uzaklaşıyorum yaşamdan. İstediğim gibi yaşayabildiğim, istediğim rolü oynayabildiğim bir öyküde buluyorum kendimi. Evet yüzüm gülüyor, aynaya baktığımda gülümseyebiliyorum. İstediğim yere gidiyor, istediğim her şeyi alabiliyor ve istediğim insanla birlikte olabiliyorum. Hikayenin yapraklarını çevirmek istemiyorum. Hayır hep aynı sayfa kalsın. Hep aynı karede yaşamak istiyorum. Ancak okuyucu değiştiriyor sayfayı. Gözlerimi açıyorum. Eksenimi çevreleyen duvarlar ile karşılaşıyorum tekrardan. Bir damla dökülüyor gözlerimden. Kendimi bir boşlukta gibi hissediyorum. Gülümseyen mimikler bir anda kayboluyor. Sanki bir şey kopuyor benden rüzgarda bir yönden diğer yöne uzaklaşıyor benden. Kayboluyorum. Savruluyorum bir yapraktan farksız bir durumda. Pusulam yok. Yaşamıma ben yön vermiyorum. Sanırım en iyi beklemek. İlerledikçe bir yere ulaşamadığımı fark ediyorum. Şimdi yüzüne bakamadığım insanlardan yardım eli uzatmalarını bekliyorum. Sabit bir biçimde duruyorum. Yaşamımdan binlerce yüz geçiyor. Bu sefer korkusuz bir biçimde bakıyorum gözlerinin içine. Ancak hiç biri bakmıyor, gözlerini kaçırıyorlar sanki benden. Simsiyah bir sayfada beyaz bir nokta gibiyim. Kapı aralanıyor ve ben en alt kattayım. Kimse yok artık. Ne gözlerini benden kaçıran insanlar ne de benim kaçtığım her şey. Evet yine odamdayım, yine dört duvar, yine karanlık. Çıkış yoktu. Evet biliyordum. Tamamen bir boşluktayım. Kimsesiz, yalnız… Ve içimde yaşama söyleyebileceğim tek sözümü dudaklarımın arasından dökemiyorum. Sadece düşünerek ‘’Sana söylüyorum; beni bir boşlukta bırakacaksan kapa kitabı, bitir hikayemi.’’ Burak Tarı 17.10.06 |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|