| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Erik Ağacı/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Dec 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 93
| ERİK AĞACI Çocukluğunun geçtiği mahalleye gelmeyeli çok uzun zaman olmuştu.Tam yirmi yıl önce taşınmışlardı buradan.İlk başlarda annesiyle,eski komşularını sık sık ziyaret ediyorlardı ama zamanla birlikte bu ziyaretlerin arası da uzar olmuştu.Bir süre sonra da hiç gelmez olmuşlardı. Kare taşlı sokakta ağır ağır ilerlerken çocukken oynadığı oyunlar geldi aklına.Şurada başını yarmış,şu yokuştan aşağı koşarken yere düşmüş ve dizini kanatmıştı.İstemsiz bir hareketle eli dizine gitti.Yara izi hala oradaydı.İçinde bir sızı hissetti.Tatlı bir tebessümle başını yukarı kaldırdı.Erik ağacı hala oradaydı.İlkbaharda çiçeklerini açan,dallarında kuşlar cıvıldayan,yaz başında olgunlaşan meyveleri yüzünden ,neredeyse dalları yere değen erik ağacı.Ne çok severdi onu.Az mı çıkmıştı dallarına?Kaç kez düşmüştü tırmanmaya çalışırken?Hatta daha çok küçükken,ağaca tırmanamaz,ağabeyinin yukarıdan attıkları eriklerle yetinirdi. Ağacın gövdesine dokundu.İçini tatlı bir huzur kapladı.Ağaçta hissetmiş miydi acaba O'nu?Yok canım,daha neler diye düşündü.Olur mu hiç öyle şey?Etrafında dolandı.Rahat çıkabilmek için gövdesine çaktıkları çiviler paslanmış,diplerinden kopmuşlardı.Şimdi yapar mıydı hiç böyle bir şey.Yapmazdı. Bir an eriğin tadını ağzında hissetti.Unutamamıştı tadını.Isırdığın zaman tok bir ses çıkaran,ekşiliği yüzünden ağzını buruşturan eriğin tadı gerçekten bir tuhaftı.Diğer eriklerin tadına hiç benzemiyordu.Her ne kadar meyveler olgunlaştığı zaman çıkıp yeseler de,bir süre sonra tadının garipliğinden kimse yemez,sıcak yaz günlerinin rutubetinden çürürlerdi. İşte,bu durum O'nu çok üzerdi.Dallarında meyve olmasına rağmen,rağbet görmemek,toplanmamak,yenmemek.Acaba derdi,ağaç da bunun farkında mı?Neden meyvelerimi kimse yemiyor diye soruyor muydu?Benim var olmamım sebebi bu değil mi,eğer benim meyvelerimi yemiyorlarsa ben ne işe yarıyorum,neden hala buradayım,neden beni kesip işe yarar hale getirmiyorlar diyerek üzülüyor muydu? Ama O üzülüyordu işte.Ağaca her baktığında,dallarından sarkan erikleri,ağacın gözyaşları olarak görürdü.Boynu bükük,mahzun,gözü yaşlı. Ağlama derdi ağaca,ağlama.Elimden gelse hepsini ben yiyeceğim ama o zaman karnım ağrır derdi.Ağlama. Farkında olmadan ağaçla konuşmaya başladı.Üzülme,senin meyvelerini pek yemedik ama senin burada olman bana hala tatlı bir huzur veriyor.Yaz günlerinde,sıcaktan bunalınca gölgenden hiç yararlanmadık mı,saklambaç oynarken gövdende gözlerimizi yummadık mı,arkana saklanmadık mı,ilk mahalle aşkımızla dallarının altında buluşmadık mı?Üzülme,merak etme,ben seni hala seviyorum.Ve sevmeye de devam edeceğim. Düşüncelerinden telefonunun sesiyle sıyrıldı.Arayan eşiydi.O biricik,tatlı eşi. Konuşmasını bitirdiğinde yüzünü ağaca döndü. Bak dedi,sen meyvelerim yenmiyor diye üzülüyorsun ama senin dallarının altında başlayan aşkımızın meyveleri çoktan büyüdü.Söz veriyorum,bir gün onları sana getireceğim.Ve onlara senin o ekşi,acımtrak eriklerinden muhakkak ama kuhakkak yedireceğim. Tungata Tarafından düzenlenmiştir. Düzenlenme zamanı: 11-01-07 14:03 . |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Apr 2006 Ülke / Şehir: İstanbul
Mesajlar: 209
| Sayın Tungata, ellerinize sağlık.Çok beğendim.Yazılarınızın devamını bekliyoruz. __________________
Ece |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|