"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
|
![]() |
| |||||||
Bayramda idam olur mu?/konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Dünya'daki gelişmeler, Dış ilişkiler, Avrupa Birliği |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
![]() Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: İst.Mltya.Bingöl..
Mesajlar: 973
| Bayramda idam olur mu? Saddam Hüseyin'in sonunu irkilme, öfke ve şaşkınlıkla izledim. İdam cezasının artık bulunmadığı bir ülkenin vatandaşı olmaktan kendi payıma memnunluk duyarken hâlâ adam 'sallandıran', kurşuna dizen, bir koltuğa oturtup 'kızartan' ya da 'uyutan' rejimlere kızıp üzülüyorum. ![]() Çin'de ve birkaç bu tür ülkede ölüm cezası hâlâ normal sayılıyor. Bir de ABD'nin bazı eyaletlerinde Bush tipi valiler ölüm fermanlarını adalet adına hâlâ (hiç de utanmadan) onaylıyorlar. Anlaşılan şimdi bu yetkileri Irak'a da uzandı. Suçluları beslemeyip sallandırmayı daha doğru bulanların çağ ve insanlık dışı olduklarına inanıyorum. Bu da benim doğruluğu kanıtlanamayan inancım: estetik ve ahlak alanındaki tercihler gibi yani. O ortaçağ intikam kurban merasimi irkilmemin nedeni. İdam filminin gösterilmesine neden tepki duyuluyor, anlayamıyorum. Video olan biteni gösteriyor. Gösterilmemesi olayı değiştirmez ki! Olayın kendisine değil de gösterilmesine tepki ikiyüzlülük gibi. Yoksa olanı bilmemeyi, bilmiyormuşuz gibi davranmayı, görmemiş gibi yaşamımızı sürdürmeyi mi istiyorduk görüntülerin su yüzüne çıkmamasını sağlayarak? Huzurumuz kaçmayacaktı kuşkusuz görmeseydik prosedürü. Gizli kalsaydı ölüm sahneleri iştahımız kaçmazdı, uykumuz bozulmazdı, vahşetten sıkılmaz ve diktatörün sonunu kısmen izlediğimiz bir filmin sonu gibi düşünürdük. İnsanlığımızdan utanmazdık. Oysa ipe çekme sahnelerinin en mülayimini, en sakinini, en heyecansızını seyrettik. Genelde olan ise çok daha korkunçtur: haykırışlar, titremeler, bayılmalar, yakarmalar, ağlamalar; insan haysiyetinin sonu insanın sonundan önce gelir. Bu kez en azından bu olmadı. Provokasyon gibi idam... Şaşkınlığımın nedeni idamın bayramda olması. Milletlerin kaderini ellerinde tutanlar böyle bir günde gerçekleşen bir idamın kini ve cemaat arası çatışmalara ivme kazandıracağını nasıl bilmezler? En başta koca ABD ve sonra Irak yöneticileri gerçekten öylesine cahil ve kör mü? Provokatör mü yoksa? Bunlar mı Irak'a barışı, demokrasiyi, çözümü, uyumu getirecek? Bu da başka bir 'yanlış' mı sayılmalı yoksa süregelen bir politikanın sıradan bir örneği mi? Irak'ta yaşanan 'yanlışlar' pek çok. Hiç yoktan kahraman ve şehit yaratmak ve çatışmaları körüklemek en sonuncuları. Bunlardan önce, 'eski Avrupa'nın ve dünya devletlerinin itirazlarına, uyarlamalarına, Irak'a aleyhine ve kitle imha silahları konusunda inandırıcı kanıtın bulunmadığını söyleyenlere karşın askerî müdahale oldu. Savaşın kazanılacağı ama barışın sağlanıp sonuçlanamayacağı en açık bir dille anlatılmıştı. Ama bile bile tuzağa düştü böylesine (Kore ve Vietnam) deneyimli ve binlerce personelli istihbarat örgütlü devletler. Irak'ta bozulacak istikrarın nasıl yeniden sağlanacağını düşünmeden çıktılar yola. Kendine güven iyi bir şeydir de, işte bazen böyle sonuçlar da doğurur. Daha önce de kendine çok güvenen Saddam Hüseyin'in yönetimi de kendi kuyusunu kazdı: milyonların ölümüne neden olan bir İran savaşı, bir Kuveyt işgali ve bir sıra insanlık dışı katliamlar. Bu da onun kuşkusuz 'yanlış' siyasetiydi. Irak kapsamında bu yanlışların yanı sıra başka tuhaflıklar da yaşandı. Bu aynı Saddam Hüseyin, sırasıyla hem Sovyetler Birliği hem de ABD tarafından desteklendi. Bu tutum 'gerçekçi politika' ya da büyük güçlerin milli çıkarlar adına siyaset yapma yordamı olarak yorumlandı. İsterseniz bu siyasete ve ilkesizliğe uzun vadeli düşünememe de diyebilirsiniz. Çünkü geçen gün asılan adam on ya da yirmi yıl önce başka türlü bir insan değildi. Kim besledi Saddam'ı bu on yıllarca? Bayramda kurban edileni kimler semiz kıldı? Dünyayla alay etmek bu olsa gerek... Irak halkı ise bir arada yaşamama iradesi göstermiş ve her gün bu yönde çalışan vatandaşlardan oluşuyor. Devlet sınırları içinde öldürülen her bir yurttaş için karşı kamplarda sevinen büyük sayıda 'yurttaşlar' bulunuyor. On yıllarca ülkenin üç dört parçaya bölünmemesi için alternatifler sunulmuş: acımasız bir diktatörün yönetiminde yaşamak, diktatör buyruğuyla ve bir hiç adına askerî bir yönetim altında savaşlarda helak olmak, yabancı işgal altında 'demokrasiyi' denemek. Yani ölümlerden ölüm seçiliyor. Aslında bütün bu alternatifler açıkça dile getirilmeyen bir iç savaşın farklı yüzleri. Böyle devlet (ve güya ulus devlet) herhalde tarihte pek görülmemiştir. Gerçek demokrasi ve özgürlük uygulansa anında parçalanacak. Bu çözüm ise pek önerilmiyor. Ülkenin bütünlüğü fetişe dönüşmüş; araç değil amaç olmuş. Kimin çıkarı ve kararıyla bütün bunlar; bunu sorgulamamak da başka bir yanlış. Bütün bu yanlışlar rastlantısal olmasa gerek. Kuruluşundan bugüne devletiyle, halkıyla, düzeni ve alternatifleriyle, müttefikleriyle ve hedefleriyle 'yanlışlar' yapılmış bu ülkede. Petrolü de sırtında ayrı bir yük. Herkesin (yabancıların) gözü bu ülkenin üzerinde, çıkarlarına ve kârlarına göre çözüm öneriyorlar: ülkenin bölünmesinin çok kötü bir çözüm olacağını inanmışçasına. Oysa zamanımızda bir ulus devletin yaşaması için ilk şart böyle bir oluşum için uygun zeminin oluşmuş olmasıdır. 'Bölünmezlik' zorla ve halkın iradesine rağmen sağlanıyorsa bunun ne yararı vardır ne de anlamı. Irak halkına da diktatörlü egemenlik ya da işgalli demokrasi sunuldu ama başka bir alternatif sunulmadı. Irak üç nedenden istikrarlı bir ulus devlet manzarası veremiyor: köklü bir devlet geleneği yok, bağımsızlığını bilinçli bir mücadele sonunda kazanmadı ve nihayet çok partili bir demokrasi deneyimi yaşamadı. Saddam Hüseyin'in sonu ne sıkıntıların sonu ne de sıkıntıların sonunun başlangıcıdır; hatta bir iyileşmenin başlangıcı bile değil. İdam Irak halkının mutluluğuyla değil mutsuzluğuyla ilişkili. Susturulmak için asıldı herhalde Saddam Hüseyin ve olay bu açıdan da olumsuz: tarihî geçmişi ve kendi yorumunu diktatörün ağzından hiç duyamayacağız. Bush'tan hasımlarına, bu idama sevinenler ya da 'uygun' görenler (sevinmenin kibarcasıdır bu, yani 'politically correct' sözdür 'uygun' görmek) Irak halkını hiç düşünmediler. Halkın değil kendi dar çıkarlarını düşündüler ve bu yönde ince hesaplar yaptılar. Bu davranışları herhalde meşrudur, anlaşılırdır, hatta belki de normaldir. Hoş olmayan yanı riya içerdiğidir. Bu çıkar gözetmesi açıkça söylenebilirdi; oysa hak, demokrasi, özgürlük, adalet, istikrar gibi sözlerle sürdürülen rezalet hem Irak halkıyla hem de dünya halklarıyla üstelik alay etmek gibi bir şey. HERKÜL MİLLAS09/01/2007 __________________
Bu dünya kimseye kalmadı kalmaz..Herşey güzel hoş da sen ölüme çare bul ölüme..! |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|