| |
||||||
"Seviyenin olmadığı bir yerde ne özgür düşünce, ne de demokratik bir ortam oluşabilir." |
||||||
![]() |
| |||||||
Umutsuzluk Üzerine.../konusu ne, nedir, nasıl, kim, kimdir, nasıldır? - Öykü - Deneme Çalışmalarınız... |
![]() |
|
|
Konu Araçları |
| #1 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| Kalbimde bir şeyler var bugünlerde kıpırdayıp duran canı sıkılmış bir çocuk gibi. Aslında adını tam olarak koyamıyorum ama galiba umut diyorlar buna. Sancılı, renksiz ve donuk bir portre olan hayatımdaki zamansız kıpırdanma. Nereden geldi bilmem ama az sonra gidecek gibi. Kal desem kalır mı bilirim umut bende çok durmaz umut bende yerleşik değil. Tüm hayatımın umutsuz demleri arasında yalnızca bir gölge. Hüznüme katık, geleceğime ise küçük bir ışıktı daha ileri gidemedi çünkü umut bana umutsuzluktan başka bir şey getirmedi. Belki de fazla umutsuzdum. Umudum yoktu ne geleceğe, ne ülkeme, ne kendime… Hep umutla mutluluğu bir sayarlar ama yanılıyorlar. Neden umut iyi bir şey olsun ki? Umut yalnızca yaralarımızı derinleştirmeye yarar ve yeni umutsuzluklar peşinden sürükler mutsuzlukları. Hani dolmuşun gelmesini bekleriz durakta her defasında hazırlanırım binmek için ama o dolmuş hep yanlış yöne gider. Eğer ısrarcıysam binerim ve yanlış yollara giderim, yanlış duraklarda inerim ama asla varış noktam gitmek istediğim yer değildir. Çocukken vardı umutlarım mesela bir hediye paketini açarken, ya da bir ağaç yeşerirken, yağmur saçlarımı ıslatırken, bir kitabın tozunu üfleyip o mağrur kokuyu duyarken, bir müzik dinlerken, okuldan eve dönerken… Evde çay demlemiştir şimdi annem nasıl da kokusu sarar ve ağzımı burkardı tadı. Hiç yanıltmazdı annem beni hep demlerdi o sıcacık çayı. Umutlarım yine ve yeniden tazelenirdi mutlak güven duygusuyla. Sonra annemde gitti umutlarımı yanına alarak. Başka bir şehirdeydim artık bir başıma. O günden sonra umutlarım hızla tükendi artık çay demleyecek kimse yoktu yanımda… Gerçekten güzel günler görecek miydim güneşli günler? Eğer bu soru varsa hala zihnimde umut kırıntıları da var demekti ve hala bir şeyler bekliyordum hayattan. Yaralarımı sarmaya, yeniden ben olmaya, sevmeye, aşık olmaya, haykırmaya, gitmeye ve kalmaya meyilliydim demek. Akıyordu hayat ve bu devingenliğin içinde umutsuz olabilir miydi insan? Tabii tersi de mümkündü. Yaşam çelişkilerin toplamıydı ve her şey olasılık dâhilindeydi. Zaten o olasılıklar umuttu benim için. Bir mucizenin gerçekleşebilme ihtimali… Hangi matematik formülü formüle edebilirdi bunu? Hangi bıçak olasılığı olabilirlik yapabilirdi ya da kesip atardı yaraları? İşte tüm bu beynimi kanırtan sorular içinde yeniden bir şey kıpırdanıyordu içimde. İşte yine gelmişti umut ve yine gidecek gibi duruyordu. Kapıya en yakın yerdeki sandalyenin bir ucuna ilişmişti bir göçebenin kaderi ve hüznüyle. Birinin umut ikliminden henüz çıkagelmişti ve umutsuz iklimlere göç edecekti yine ve yeniden… Pandora’nın kutusu açılınca tüm dünyaya kötülük saçılmış bir tek umut kalmış derler. Galiba o kutuyu öyle bir saklamış ki ben bulamıyorum umudumu. Hala tüm insanlık onu arıyor. Herkes umutla kurtuluş gününü bekliyor. Kimi mesihini, kimi devrimini, kimi ölümünü… Peki, ya ben neyi bekliyordum? Küllerimden yeniden doğmayı… __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #2 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 243
| Güzel bir kıyafet içerisinde takmış takıştırmış üstelik makyajı da fazla kaçmıştı.... Merhaba dedi elini uzattı kafamı kaldırdım , gülümsedim.Yine geri gelmişti... Hüznüm beni kandırmaya çalışıyor ,başka bir bedenden gelmiş olmanın işvesi ile biraz çılgın biraz cilveli biraz da değişmiş havası yaratmaya çalışıyordu. Beni terketmeye hiç niyeti olmayan hüznüm,her gidişi daha çoğalmış dönüşlere gebe olan ,yağmurlarla gelen rüzgarların alıp götüremediği hüznüm. Aslında Onu terketmemden ölümüne korkuyordu... Belki de senden kalkıp bana gelirken ,sana bir az soluk aldırıp dönebilecegi bir yüreği yaşamda bırakmak bencilliğiydi asıl amacı.. Seni anlatıyordu, sana yaptıklarını yüreğine nasıl yerleştiğini ,umutlarını nasıl tükettiğini.....Serseri kurşunlarla sevdalarına yaptığı terörist saldırıları ağzından sular akarak anlatıyordu.... Bir ara kendinden o kadar uzaklaşmış tı ki farketmeden ''deli adam hala sevmek istiyor ''dedi ''hala sevgiye inanıyor'' Gözlerime baktı onu onaylamamı bekleyen bir halde ama o kadar savunmasız bir bakıştı ki bu onu ilk kez bu halde görüyordum bir anda gözlerime yapıştığını farkettim ,hüzün gözlerime yapışmıştı.. Ya şimdi ya hiç bir zaman diye düşündüm hiç olmazsa o kurtulsun ve kapattım gözlerimi.... bir an içinde olmuştu herşey hiç beklemediği bir anda artık senin hüznün benim gözlerimde ....sana hiç dönmeyecek bari birimiz yaşayalım ,keyfince...sevgili sosyolggg ben yaşadığım sürece O bende tutukludur... __________________
pulsar ülkemi seviyorum.ülkemin insanlarını da... ülkemin insanlarını cahilliğe mahkum edenleri lanetliyorum... |
|
| #3 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| Sevgili pulsar gerçekten çok duygulandım.Gel ortada buluşalım ve hüznümüzü paylaşalım.Bilirim paylaşınca sevgiler çoğalır hüzünler ise eriyip gider... __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #4 | |
![]() Giriş Tarihi: Sep 2006
Mesajlar: 243
| Bu öyküye bir ucundan takılmak istedim. Umarım sizin de hoşunuza gider. Devamını sizden bekliyorum.ara ara müsade ederseniz ben de yazarım. Kendisinin farkında olan bütün yüreklilere ...SEVGİLER SAYGILAR. __________________
pulsar ülkemi seviyorum.ülkemin insanlarını da... ülkemin insanlarını cahilliğe mahkum edenleri lanetliyorum... |
|
| #5 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| Çok sevindim takılmanıza.Yazmanızı çok isterim.Devamı gelecek.Teşekkürler katkınız için.Saygılar... __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #6 | |
Forumdan Uzaklaştırılmış Giriş Tarihi: Jan 2007 Ülke / Şehir: Gaziantep
Mesajlar: 225
| Çok güzel bir öykü gerçekten, devami ne zaman acaba? Ellerine saglik, devami gelecegi için sevindim bekliyoruz.. |
|
| #7 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| İlham perimin gelmesini bekliyorum Çok kısa zamanda sn. Boran.__________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #8 | |
Dergi Felsefe Sorumlusu ![]() Giriş Tarihi: Sep 2006 Ülke / Şehir: yerküre
Mesajlar: 1,781
| Umut bu defa tümüyle terketmişti beni,sıyrılıp çıkmıştı benliğimden asi ve yeniyetme bir çocuk gibi.Çünkü televizyonda bedeni gazete kağıdıyla örtülü bir adam gördüm.Ama bu adam da tüketim kültürünün kurbanı olmuştu,medya tüm olası haberleri yapıp bu adamın ölümü gerçeğini unutmuştu.Öyle ya gazetelerin ömrü bir gündü.Okunur,tüketilir ve tencere altına konurdu.Öyleyse bir gazetecinin de bu muameleyi görmemesi için bir neden yoktu demek.Neden örtmüşlerdi cesedini anlayamadım birileri utanmasın diye mi?Düşündüğüne göre ölümü hak etmiş olmalıydı.Unuttum bu ülkede düşünenlerin ölüsü,düşünmeyenlerin tetikçisi makbul.İşte tam da bu yüzden bir elveda bile demeden,bir kere olsun yüzüme bakmadan çekip gitti umudum tıpkı diğerleri gibi.Her suikast,her darağacı,her idam ve her ölüm biraz daha zayıflatıyordu yorgun ve yaşlı bedenini.Kimbilir belki de üzülmemem için çok uzaklara gitmişti.Zaten umut bende yerleşik değil,umudum başka ülkelerde sürgün ve tüm mecburi gidişlere gebe. Şimdi tam da umuttan çokça bahsetmenin sırası iken ben eski ve vefasız bir dostu anımsamanın hüznüyle ölümüne susuyorum.Hrant,umudum ve diğerleri...Hepsi dönüş biletlerini yanlarında getirmişlerdi.Bir vedayı özleyerek gelmişlerdi zaten ama veda sözcükleri kimsenin ağzında bu kadar çirkin durmamıştı.Ölüm olmasaydı galiba umudun sürekliliğinden dem vurabilirdim ama işte ölünce bir düşünen adam, uzanınca yere boylu boyunca tüm umutlarım terkediyor beni asi ve yeniyetme bir çocuk gibi... __________________
hiç birşey hissetmiyorum artık tüm duygularımı vestiyere bıraktım ruhsuz burjuvalar gibi et parçası gibi maskemi takıp dans ederim... |
|
| #9 | |
![]() Giriş Tarihi: Nov 2006 Ülke / Şehir: amasya
Mesajlar: 99
| eve geri döner her çocuk her gittiği yerden ölüm hariç.... resimlerine bakar her çocuk cinayet haberlerinde bile bir gazetenin yerde yatan adamdan habersiz adam çocuktan habersiz... her ağaca salıncak kurar her çocuk elma ağacına, ceviz ağacına, kiraz ağacına darağacı hariç... her darağacı toprağına hasret yaşar boynunda sallanan iple tutuklu hayata ve tek o çiçek açmazmış baharlarda adam yerde, çiçekten habersiz... saygılarımla __________________
"bir daha bu ayakkabılarla gelme bu kente çocuk bana bir numara büyük geliyor ayrılık" gökçeşair |
|
| #10 | |
![]() Giriş Tarihi: Jun 2006
Mesajlar: 632
| Son ümitleri de söndü artık ağlamaklı yüzün ayırımından aciz gözlerin. Dağılıp gitti gelecek de, düşler de. Toplayamadan hasadı çekip attılar bir kenara. Kırıldı kalem. Ortadan iki değil üstelik, boylu boyunca. Yaklaşıyorum da göremiyorum onda kanatlarını ışıl ışıl, renk renk açmış beyaz bir güvercinin varlığından eser. Boşuna değil işte soğuk ve karanlığa merdiven dayamış gözyaşları salışımız. Aktıkça azalıyor, diniyor sanki üzüntüler. Nasıl toplanacak artık ümitsizlikten kırılan ümitler? Kaç asır geçmesi gerekecek bir kez daha? Yoksa her şey düzeldi diye boş yere mi yorduk yüreğimizi, erken mi oldu sevinmelerimiz? Şeytanın kazancı mı oldu hep bu kayıplar? Sevindirdik mi, haklı mı çıkardık onu ne? Çöküverdim işte ümitlerimi yıkarak bir kez daha, kim bilir kaç kayıp yüreğin dermanı, kaç gözün suladığı ana kucağı toprağa. Umurumda da değil inanmışken yüreğim güzellikleri bir gün bulacağına, kemiklerim un ufak olup karışsa da şuracıkta toprağa. Kesemiyorum işte umudumu. Topluyorum hüsranımı salkım salkım döküldüğü yerden. Vazgeçmek olmaz tam da şimdi kapıya kadar dayanmışken. Dinlemiyorum kimseleri artık. Vazgeçtim uğursuz medetlerden. Kandırıyorum kalbimi “uyanacaksın bir gün ve kaybedilen her şeyin, herkesin geri gelişiyle sonsuza dek mutlu günlere kavuşacaksın”. __________________
"Dürüst insanların ceza görmeden ülkelerine hizmet edebilecekleri zaman henüz gelmedi" Isidore de ROBESPİERRE (1794'ten beri) |
|
![]() |
| Şimdi Bu Konuyu Görüntüleyenler: 1 (0 üye ve 1 misafir) | |
| Konu Araçları | |
|
|