Bilimsel yaratılış yanılgıları
Evinden çıkan Galatasaraylı arkadaşımıza geri dönelim. AMAÇSIZ kurşuna hedef olan bu Galatasaraylı açısından ihtimal nedir, diye sormuştuk.Evet, nedir? Onbin-yüz bin kişilik bir tribünde kurşunun ona isabet etmesi herhalde onbinde bir-yüz binde birdir..Siz hayatı GS’li çocuk olarak ele alırsanız, bu ihtimal böyledir. Ama AMAÇSIZ kurşunun orada, herhangi birine isabeti nedir diye baktığınızda bunun bir ZORUNLULUK olduğu ortaya çıkar. Silahı her ateşlediğinizde orada bir kişinin vurulması kaçınılmaz bir zorunluluktur. Her vurulan kişi de hayatın kendisidir. Vurulduktan sonraki kişinin yapabileceği olasılık hesabı, olayı bütünüyle değerlendirdiğizde hiç bir anlam ifade etmez. Orada bir kişinin vurulması da hayatın ortaya çıkması da bir zorunluluk ve gerekliliktir.
Canlılığın ortaya çıkışındaki tesadüfün gerçekte bir zorunlu bir tesadüfdü. Bu konularda yaratılışçıların sözüm ona alaycı yaklaşımları, bütünüyle çaresizliğin bir ifadesidir. Hiç bir bilimsel değeri yoktur. Her zaman yapıldığı gibi aldatmaya yöneliktir. Son olarak söyledikleri de, canlılığın ortaya çıkamayacağı ve bu ihtimalin sıfır olduğu.Bu konuda da hem demogoji yapmakta ve hem de okurlarını aldatmaktalar. Madde basitten karmaşığa giderken , önemli olan ilk canlı hücrenin oluşumudur. Canlılık oluştuktan sonra hayatın kendini geliştirmemesi için hiç bir neden yoktur. Bu başka bir yazının konusudur.
Canlılığın oluşması sadece bir rastlantı değildi; o, zorunlu bir rastlantıydı. Ama olabilirlik ihtimali neydi?
Yeşil çuhanın üstüne fırlatılan zarların tamamının da köşesinin üstünde durabilme ihtimali sıfıra yakındı. Sıfır olduğu da söylenebilir. Bu
ihtimal dışı duruma biraz daha yakından bakalım. Dünyanın o ilk koşullarında kimyasal reaksiyona giren elementlerin sayısı kaç olabilir? Trilyonlarca mı? Yeryüzünün o cehennemi andıran koşullarında, sığ sularda, çamur birikintilerinde, okyanuslarında zar atan trilyonlarca element.Milyarlarca kombinasyon. Maddenin bir yığın birlikteliğe girmesi, denemesi, olmazsa yeniden denemesi, bir daha denemesi…Karmaşıklık kazanıncaya kadar, nükleik asitlerin, amino asitlerin proteinlerin…RNA DnA…oluşumu…Sonra, ilk prokaryot hücre…Milyarlarca, trilyonlarca kişi zar atıyordu. Evrendeki bütün gezegenlerde atılıyordu bu zar.İki yüz milyarx trilyon x trilyon kişi zar atıyordu. Ve yüz binlerce yıl, milyonlarca yıl, milyarlarca yıl böylece sürüp gitti.Durmadan zar atıldı…Her zar atılışta zar köşesini yuvarladı, masa belki çukurlaştı…Ve bildiğimiz kadarıyla piyango dünyaya isabet etti. Böylesi koşullar altında hayatın ortaya çıkması, sivriliğini kaybetmiş zarların köşesinin üstüne düşmesi kadar doğal bir şey olamaz. Yeterli koşullar varsa , evrende en inanılmaz şey bile gerçekleşir. Hayatın ilk bileşiklerinin sadece yeryüzünde değil, evrenin her köşesinde oluşma zorunluluğu vardır. Yapılan astronomik ölçümler sonucu yıldızlar arası uzayda aa.saptanmıştır. Ayrıca yeryüzüne düşen meteoritlerde organik moleküller olduğu bilinmektedir.
Canlılık trilyonlarca gezegenlerden birinde oluştu. Özellikle dünyayı seçmedi. Ona dünya adını koyan bizleriz. Kimyasal reaksiyonlar için o sadece zar atılan yeşil çuhalardan biriydi. Denedi ve oldu.Olması akla yakındı. Zorunluydu. Ve hayat oluştuktan sonra başarır. Madde artık yeni bir karmaşıklığı deneyecekti.
Hayatın amacı yoktur ve gelişip karmaşıklaşması için bir yolunu bulur.
Evrim sadece bir bir üstüne koymuştur. “Adım adım, kerte kerte ilerlemiştir.” Verilen örnekler hep gelişmiş yapı örneğidir. Oysa öyle olmamıştır. Karmaşıklık bir öncekine göre sözkonusudur. Üzerine bir koymuştur…Onu sağlamlaştırmış bir koymuştur. Bunu da hesabın içine dahil ettiğinizde, yaşamın ortaya çıkışı kaçınılmaz bir zorunluluktan da öte anlamlar taşımaktadır.
Sadece yeryüzünde değil, evrenin pek çok köşesinde, daha farklı koşullarda daha farklı yaşam biçimlerinin oluşması da bir zorunluluk gibi gözükmektedir. Canlılık yeryüzünde karbon ağırlıklı bir yaşamı seçmiştir. Bu başka bir gezegende silikat ağırlıklı olabilir. Bir başka yerde hiç bilemediğimiz kombinasyonlarda canlılık oluşması da kuvvetle muhtemeldir.
Yaratılışçılar [B]”…Darwin’i ve Evrim Kuramı’nı ortadan kaldırarak insan bilincinde boşluk yaratma çabasındalar. Böylece oraya kendilerinin yerleşeceklerine inanıyorlar. Bu yolla bilimsel bir kuram ortaya koymaları olanaksız. Şayet bir mücadele içinde iseniz hareketinizin ana eksenine öncelikle kendi tezinizi ortaya koymalısınız.”
Yararlandığım Kaynaklar
1) ABD Ulusal Bilimler Akademisi, Bilim ve Yaratılış.
2) Prof.Dr. Haluk Ertan, Akıllı Tasarım Hipotezi, Bilim ve Gelecek Dergisi, Sayı.19.
3)Dr. Andrew Berry, Makale.
4)Richard Dawkins, Kör Saatçi, Tubitak Popüler Bilim Kitapları.
Ömer MEREV



