Yazıyaz Köşe » Türkiye’de sigara içme yaygınlığı

Türkiye’de sigara içme yaygınlığı

Gönülden Teşekkürlerimizle…

 

 

Prof. Dr. Nazan BİLGEL
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi
Aile Hekimliği Anabilim Dalı Öğretim Üyesi

 

SİGARA İÇMENİN TARİHÇESİ VE ÖNEMİ:

Sigara, patlıcangiller grubundan (solanum) kısa ömürlü bir bitki olan tütünün yapraklarının kurutularak, kıyıldıktan sonra, bu amaçla yapılmış özel ince kağıtlara sarılmasıyla elde edilen keyif verici bir maddedir. İnsan topluluklarında sigara içme alışkanlığının kökeni çok eski çağlara dayanmaktadır. İlk insanlar ateşi ve ateşten göğe doğru yükselen dumanı kutsal olarak kabul etmişler, ateşi ve dumanı ibadetlerinde bir araç olarak kullanmışlardır. Piramitler üzerinde bulunan kitabelerden eski Mısırlıların, kurban adaklarından sonra, güzel kokulu otları yakarak, dumanının gökteki ilahlara saldıkları anlaşılmaktadır. İbranilere ait tapınaklarda ise özel tütsü yerlerinin bulunduğu bilinmektedir. Çeşitli otların yakılmasıyla elde edilen dumandan insanların tedavi amacıyla yararlandıkları anlaşılmıştır. Örneğin Romalılar, öksürük ve göğüs hastalıklarının tedavisinde bu yönteme başvurmuşlardır.(1) Ancak eski dünyada yaşayan insanların, dumanı keyif için kullandıklarına dair bir bulguya rastlanılmamıştır. Bu nedenle sigaranın ana maddesi olan tütünün içilme alışkanlığının kökenini eski dünyada değil, yeni dünyada aramak gerekir. Tütün bitkisinin anavatanı Antiller, Merkezi ve Orta Amerika’dır. Eski çağlarda buralarda yaşayanlar da ateşi ve dumanı kutsal saymışlar, ibadetlerinde ateş yakarak dıumanını göğe salmışlardır. Yukatan yarımadasında Mayalardan kalma harabelerdeki kabartma resimlerde, güneşi kutsayan rahiplerin, yabani tütün yapraklarını pipo şeklindeki çubuklar içinde yakarak dumanının göğe üfledikleri görülmektedir.(1) Bu eserler, insanların tütünün keyif verici özelliğini dini ayinler sırasında öğrendiğini göstermektedir. Aynı zamanda hekim olan rahipler, tütünü yaraların tedavisinde, tütün dumanını ise göğüs ve baş ağrılarında ilaç olarak kullanmışlardır. Tütünün bu kullanım biçimi Mayalardan zamanla tüm Orta Amerika ve Antiller’e yayılmıştır. Aztekler’in de tütünü kullandıkları bilinmektedir. Kristof Kolomb, 1492 yılında Hindistan olduğunu zannederek ayak bastığı San Salvador adasındaki yerlilerin ağız ve burunlarından dumanların çıktığını anlatmıştır. Kristof Kolomb’un ayak bastığı karanın yeni bir kıta olduğunu açıklayan Ameriko Vespuci ve kıtanın diğer taraflarını bulmak için keşifler düzenleyen Cortez, tütünün yerliler gibi içilmesinin nasıl olacağını merak ederek denemişler ve uzun müddet kullanarak, tütünün ilk eski dünyalı tiryakileri olmuşlardır.(2) Tütün tohumu, 1518 yılında İspanya’ya getirilmiş ve imparator Şarlken’e sunulmuştur. Böylece eski dünyada ilk defa İspanya’da tütün üretimine başlanmıştır.(3,4) Fransa’nın Portekiz elçisi olan Jean Nicot 1559 yılında yeni dünyadan getirttiği tütün tohumunu Fransa kraliçesi Catherine de Medicis’in baş ağrılarını iyi etmesi amacıyla Paris’e kral sarayına göndermiş ve kraliçenin baş ağrılarının geçmesi üzerine tütüne, “kraliçe otu”, “sefir otu”, “nikosiyana” gibi isimler verilmiştir.(1,2,3,4) Fransa ruhban başkanı Fransuva de Loren, 1560 yılında İspanya’dan getirttiği tohumlarla tütün üretimini başlatmıştır. Buradan, İngiltere, Hollanda, Almanya, İsviçre ve Avusturya’ya yayılmış ve Portekizliler tarafından Hindistan ve Japonya’ya götürülmüştür.(1,2,3,4)

1600’lü yılların başında başta İngiltere olmak üzere çeşitli Avrupa ülkelerinde yasaklarla ve cezalarla önlenilmeye çalışılan tütün içme alışkanlığı ne yazık ki ortadan kaldırılamamıştır. Fransa kralı XIII. Louis tütün satışını yasaklamış, İngiltere kralı I. James, tütün içenlere karşı Misocopnos’u yazmış, Papa Urbanus VIII tütünü aforoz etmiştir.(3,4) Tiryakilerin gizli gizli tütün içmeye devam ettikleri anlaşıldığından yasaklar zamanla kaldırılmış ve tütün içenlerin sayısında artışlar meydana gelmiştir. Bu durumun sonucunda tütün ithalatları yükselmiş ve tütünün üretim sahası büyümüştür. Hükümetler de tekeller kurup, tütünü gelir kaynağı yapma durumuna getirmişlerdir. İspanya ve portekiz , Orta Amerika adalarında tütün üretip, Avrupa pazarına satmaya başlamışlardır. İngilizler 1612 yılından itibaren, Kuzey Amerika’da tütün üreterek Avrupa’ya ihraç etmişlerdir. Daha sonraki yüzyıllarda da Amerika Birleşik Devletleri tütün ticaretine katılmıştır. Tütün, XIX. Yüzyılın ortalarına kadar pipo, püro, enfiye şekillerinde kullanılmaktayken, 1830 yılında sigara şeklinde de kullanılmaya başlamıştır.(3,4) Başlangıçta elle sarılan sigaralar kullanılmış, 1861-1875 yılları arasında ilk sigara makineleri icat edilmiştir. 1880’de Fransız De Coufle’nin geliştirdiği makine Fransız tekel idaresince onay almıştır.(3,4) Tütünü, doğrudan doğruya kağıda sararak sigara yapan günümüzdekilerine benzer makineler, Alman ve Amerikan buluşları olup, 1880-1881 yılları arasında ortaya çıkmışlardır.(3,4) Sigaranın, sigara sarma ve paketleme makinelerinin icat edilmesi, sigara içme alışkanlığının giderek artan biçimde yayılmasına neden olmuştur.

Türkiye’ye tütün bitkisi ilk defa 1601-1605 yıllarında İngiliz ve Venedik tüccarları tarafından getirilmiştir.(1,2,3,4) Birinci Ahmet’in padişahlığı sırasında tütün içmenin çok yaygınlaştığı bilinmektedir. Tütün içilmesine karşı Avrupa’da başlayan hareket, Türkiye’ye de sıçramış, hoca ve müftüler tütün içme adetinin dinimize aykırı olduğunu söyleyerek, Sultan Ahmet’in bu alışkanlığa karşı yasaklar koymasını sağlamışlardır. Sultan Ahmet’in oğlu olan IV. Murat ise çok ağır cezalarla, tütün içenlere karşı harekete geçmiştir. Tütün içilmesi sebebiyle, 1639 yılında İstanbul Cibali’de çıkan yangının sorumluları, Sultan IV. Murat tarafından idam ettirilmiştir.(2) Padişah IV. Sultan Mehmet zamanında ise tütün içme aleyhindeki şiddetli kanunlar kaldırılmıştır. Şeyhülislamın fetvasıyla 1648 yılında tütün kullanılması tekrar serbest bırakılmıştır.(4) Tütünden sağlanacak gelirin önemi anlaşıldığı için ilk olarak Rumeli’de Yenicevardar (Selanik) ile Kırcaali’de tütün tarımına başlanılmıştır. Daha sonra Anadolu’da İzmir , Manisa ve Ödemiş yörelerinde tütün ekimi yapılmıştır.(3,4) Draman’dan getirilen tohumlarla, Ayaz Oluk’taki Alman Çiftliğinde yapılan tütün ekiminden olumlu sonuçlar alınması üzerine, Türkiye’de bu bitkinin tarımı yaygınlaşmıştır. İklim ve toprak şartlarının yetersizliği nedeniyle düşük kalitede tütün elde edilmesi sebebiyle, XIX. Yüzyılın sonlarından itibaren tütün ekim alanlarının kısıtlanması yoluna gidilmiştir. 1861’de tütün ithali yasaklanmış, 1862’de ise bu yasak kaldırılmış ancak, devlet tekeli altına alınmıştır. Türkiye’de sigara yapımına ilk defa 1864 yılında başlanılmıştır.(3,4) Fransızlara, 30 yıl süreyle ve 750.000 altın karşılığında verilen bir imtiyaz ile kurulan Memâlik-î Şahâne Dühânları Müşterekül Menfaa Reji Şirketi bu görevi üstlenmiştir.(3,4) Bu imtiyaz 1923 yılına kadar devam etmiştir. 1874 yılında tütün üretimi serbest bırakılmış, tütün kıyma imalâthanelerinin kurulmasına izin verilmiş ancak sigara yapımı devlet tekeli olarak korunmuştur. İlk sigara fabrikası İstanbul Cibali sigara fabrikasıdır. Bunu Adana, İzmir (Alsancak), ve Samsun sigara fabrikaları izlemiştir. Cumhuriyet döneminde Reji Şirketi son bulmuş, 1930 yılında 1701 sayılı kanun ile tütün tekeli kurulmuş ve 10 Haziran 1938 tarihinde kabul edilen 3487 sayılı kanun ile sigara sanayiî, tamamen devlet kesiminde kurulup gelişen bir sanayiî durumuna gelmiştir.(3,4) Adana, Bitlis, İstanbul Cibali, İstanbul Maltepe, İzmir, Malatya, Samsun ve Tokat sigara fabrikaları kurulmuştur. Sigara üretim ve pazarlaması 1986 yılından sonra devlet tekeli olmaktan çıkarılıp, serbest bırakılmıştır.