BAŞLARKEN…
Tarihin her döneminde insan
toplumlarının gelişimi açıklanmaya çalışılmış ve bu
konuda çeşitli düşünceler ileri sürülmüştür. Dinsel
öğretiler bu gelişmelerin Tanrı iradesinde gerçekleştiğini
öne sürerken, burjuva aydınları ise tarihsel gelişmelerin
coğrafi çevrenin değişimine uygunluk göstererek
gerçekleştiğini söylemişler, kimi zamansa değişimin,
tarihte ortaya çıkan kimi seçkinlerin,devlet adamlarının
veya komutanların iradesine bağlı olarak gerçekleştiği dile
getirilmiştir. İlk kez Karl Marks, toplumları değiştirip
dönüştüren gelişim yasalarının varlığını ortaya
koymuş ve tarihsel süreç içinde toplumların gelişmesini
belirleyen şeyin ne olduğu sorusunu bilimsel olarak
yanıtlamıştır. Bugün için nasıl ki, doğa yasalarıyla
evreni anlamamız mümkün bir hale gelmişse, söz konusu
gelişim yasalarıyla da toplumları, değişimi ve dönüşümü
anlayabilmek mümkün hale gelmiştir. Bu bağlamda Marks'ı
anlamadan, ne söylediğini bilmeden insanlık tarihinin gelişim
süreçlerini ve toplumsal dönüşümlerin nedenlerini
kavrayabilmek de olanaklı olmadığı gibi, geleceğin
dünyasının nasıl şekilleneceği konusunda bilimsel
öngörülerde bulunmak da olanaklı değildir. Marksizm bu
bağlamda, en yalın biçimiyle siyasal, ekonomik ve felsefi
açılımları da içeren toplumsal bir bilimdir.
19.yy'ın ortalarına doğru
Avrupa'da özellikle üç ülkede ortaya çıkan gelişmeler
Marksist kuramın şekillenmesine yol açmıştır.
İngiltere'deki gelişmiş sanayi ve onun ekonomi politiği,
Almanya'daki idealist felsefi açılımlar ve Fransa'da yaşanan
ütopik sosyalizm deneyi Marks'ın bu üç olguyu da derinden
incelemesine imkan vermiştir. Marks bu üç olguya yönelttiği
eleştirilerle kapitalizm'i irdeler ve Marksizm de bu
eleştiriler temelinde şekillenir. Öngörülen yeni toplum bu
bağlamda çerçeve içine alınmış bir sistem özelliği
göstermez.Marks’ın yeni toplum anlayışı, sadece bu
eleştirilere içkindir . Yeni toplum bu eleştiriler içinde
vardır. Engels'in deyimiyle Marks'taki yeni toplum anlayışı
"proletaryanın kurtuluş koşullarının teorik bir
özetidir."
Hiç kuşku yok ki; Marksizm
sadece bu şekliyle de kalmamıştır. Başta Lenin olmak üzere
pek çok düşünür de bu kuramı bulunduğu yerden almışlar,
yorumlamışlar,geliştirmişler ve pratik içinde
gerçekleştirmeye çalışmışlardır. SSCB deneyiminin bu
anlamda eşsiz bir örnek olduğunu düşünüyoruz.
Bu dosyayla insan
topluluklarının tarihsel serüvenini aktarmaya çalışırken
proletaryanın kurtuluş koşullarının teorik temelini de
anlamaya ve anlatmaya çalışacağız. Kuramı iyice tanımadan
hem toplumsal gelişimi oluşturan dinamiklerin
anlaşılamayacağı ve hem de kuramın geliştirilmesi ve
uygulamaya sokulması konusundaki düşüncelerin de sağlıklı
değerlendirilemeyeceği açıktır. Bu bağlamda öncelikle
Marksizm'in temel kavramları başta olmak üzere, kuramın
yalın halini, devrimci önderlerin bu kuramı geliştirme
çabalarını, toplumsal tarihin gelişim seyrini, bilimsel
sosyalizm'in özellikle SSCB deneyimindeki pratiğini, 89
çöküşünü ve geleceğin dünyasını...yeniden
hatırlayacağız.
Kısaca, "tarihin sonunun geldiği" bir dönemde her şeye rağmen ve ısrarla "Marksizm" dosyası oluşturuyoruz.
Katkılarınızla...