Primatlar \ Ömer MEREV

01 November 2006 yazar dergi

 

 

 

 

 

nullCanlılığın öyküsü zamanımızdan yaklaşık 3.8 milyar yıl önce başlamasına karşın memeliler sınıfının yeryüzünde görülmesinin tarihi 65-70 milyon yıl öncesine rastlar. II. Zamanın sonlarına rastlayan o dönemde, Güney Amerika’nın Yucatan yarımadasına düşen 10 km. çapındaki bir meteor yeryüzü ikliminde önemli değişimlere yol açmış ve ortamın giderek soğumasına neden olmuştu. Bu büyük klimatik değişim dünyada ikinci büyük canlı yıkımına yol açacak, dinozorların 150-200 milyon yıl süren egemenliği yerini memelilere, ve onun 33 takımından biri olan primatlara bırakacaktı.

Primat sözcüğü ilk kez İsveçli doğa bilimci Linne tarafından kullanılmıştır. Bilimsel olarak belli bir anlamı olmamasına ve çoğu kez yanlış olarak maymun anlamında kullanılmasına karşın yarı maymunlar, maymunlar, insanımsı maymunlar ve insanları da kapsayan bir takım adı olarak kullanılagelmektedir.Primatlar canlılığın gelişiminde önemli bir sıçramayı temsil ederler. İlk öncüllerinin günümüzden yaklaşık 120-70 milyon yıl önce ortaya çıktıkları bilinmesine karşılık özellikle III.Zamanın başlarından itibaren hem yeryüzünde yayılmışlar ve hem de büyük gelişme göstermişlerdir.

null
Primatlar omurgalı ve memelidirler. 100 milyon yıl öncesinin ormanlık alanlarında, ağaç diplerinde ve yerlerde dolaşan küçük kemiricilerden bugünün insanlarına kadar uzanan geniş bir evrim dilimini kapsarlar. Primatlar, diğer canlılar ve doğa ile olan ilişkilerinde hiç bir farklı yetenekleri olmamasına karşın, hayvanlar dünyasında özel bir yere sahiptir. Bunlar bulundukları ortamın özelliklerine göre zaman içinde çeşitli yetenekler geliştirmişlerdir.Çok iyi sıçrama becerisine sahiptirler.Tırmanabilir ve daldan dala atlayabilirler. Kuşları avlayabilir, balıklar kadar olmasa da iyi yüzebilirler. Borneo adası maymunlarının deniz diplerine dalıp midye, istiridye çıkardıkları, bunları kırıp içindekilerini yedikleri bilinmektedir.Primatların güçlü pençeleri, kesici dişleri olmamasına karşılık iyi birer avcıdırlar. Koşullar gerektirdiğinde tuzaklar kurup çeşitli hayvanları avlayabilmektedirler. Çoğunlukla ağaçlarda yaşamalarına rağmen mantolu maymunlar gibi bazı türleri kayalıklarda, goril ve şempanze gibi türleri ise yerlerde yaşamaktadır. Daha çok gündüzleri yaşamlarını devam ettirirken lemurlar gibi yarı maymun türleri alacakaranlıkta ya da geceleri daha etkin olabilmektedir.

 

nullOtobur ve etobur özelliklere sahip olan primatlar gruplar halinde yaşarlar. Evrimsel gelişimle birlikte içinde bulunulan koşullara uyabilme ve bu konuda özel yetenek gösterme konusunda oldukça başarılıdırlar. Öteki canlılara göre “güçsüz” oluşları onlara yeni yeni gelişmeler katmış ve uyum yetenekleri oluşturmuştur.Buna göre karalarda yaşayan pek çok yırtıcı farklı beslenme becerisi geliştiremezken, gelişmiş primatlar, sözgelimi bir şempanze, yaprak yiyebilir, balık avlayabilir, midye çıkartabilir, çok zor durumda kaldığında sürülerden kuzu çalabilir hatta tuzaklar kurup leopar gibi yırtıcıları avlayabilirler.

null

Primat türü memelilerin anavatanlarının Afrika olduğu bilinmesine rağmen özellikle Çin’de 45 milyon yıl yaşında memeli fosili bulunması anavatanları konusunda Afrika mı, yoksa Asya mı tartışmalarını başlatmıştır.Üçüncü zamanın başından itibaren özellikle ağaçlarda, dallar ve yapraklar arasında yaşamaya uygun olan türleri hızla, tropik, yarı tropik ve savan bölgelerinde yayılırlar. Bu sıcak, nemli alanlar hem beslenme ve hem de korunma-saklanma kolaylıkları sağlamaktadır. Üçüncü ve dördüncü zaman boyunca da yeryüzünün hemen hemen tüm bölgelerine yayılma özelliği göstermişlerdir. Bugün, Avustralya dışında 25.kuzey ve 30.güney enlemleri yaşama alanlarını oluşturur. Promisiyen olarak adlandırılan 15 cm. boylu ufak primatlar, Güneydoğu Asya’nın bazı adalarında ve Madagaskar’da, eski dünya primatları da Asya, Afrika, Avrupa ve Amerika’nın değişik bölgelerinde geniş bir dağılım içindedirler.

nullPrimat benzeri memelilerin en eski temsilcilerinin fosilleri yaklaşık 100 milyon yıllık bir tarihlendirmeyle Kuzey Amerika’da bulunan purgatorius’dur. Genel görüş, bu arkaik memelilerin tarla faresi iriliğinde oldukları ve uzun bir yüzle küçük bir beyne sahip oldukları yönündedir. Hızlı koşamayan ve iyi bir tırmanıcı özelliği gösteremeyen bu hayvanların benzerlerine Güneydoğu Asya’da, Filipinler’de rastlanılmaktadır. Bu ilk primat türlerinin daha gelişmiş aşamaları yarı maymunlar olarak adlandırılmaktadır. Bunların en belirgin örnekleri lemurlar olarak adlandırılmaktadır. Lemurlar günümüzde özellikle Madagaskar adasında yaşamaktadırlar. Kedi büyüklüğünde olup hemen hemen yaşamının tamamını ağaçlar üzerinde geçirirler. Gece avlanmalarından ötürü büyük gözlere sahiptirler. Gözleri vücudunun % 4.5′ini kapsar. Buna karşılık kulakları savanlarda yaşayan ve gündüz avlanan gerçek maymunlara göre daha az gelişmiştir.Primatlarda evrim düzeyi gelişim gösterdikçe gözlerin vücuda oranında azalmalar görülürken niteliksel gelişim de artmaktadır. Bu süreç içinde gözler yüzün ön bölgesine ve orta hat’a doğru gelmekte ve üç boyutlu görme yeteneği artmaktadır. Bu gelişme beynin daha çok uyarı almasını ve koşullanmasını sağlar. Bu durum da sonuçta, daha çok uyarı alan ve bilgilenen beynin hem niceliksel ve hem de niteliksel gelişiminin bir nedeni olur.

 

Kategori Bilim ,

Yorum yap

NOT: Yorumunuz denetlendikten sonra yayınlanacaktır. Konuya uygun olmayan yorumlar yayınlanmayacaktır.