Feubach'ta İnsan Faaliyeti Yok

Feuerbach’ta insan faaliyeti yok.Feuerbach’a göre, nesnel dünya insandan önce ve insandan bağımsız olarak vardır. Düşünen özne nesnel dünyanın bir parçası olarak sonradan doğmuştur. Düşünen özne ile içinden yükseldiği nesnel dünya birbirlerinden ebediyen ayrılmış alanlarda hareket ederler.

Marks’a göre, insan ile doğa insanın emek faaliyeti sayesinde karşılıklı etkileşim içindedir. İnsanın binlerce yıldır süregelen faaliyeti, insanın kendisini ve içinde bulunduğu nesnel dünyayı dönüştürmektedir. Bugünkü insan ve bugünkü nesnel doğa, bundan yüz yıl önceki insan ve yüz yıl önceki doğa değildir.

Nesnel dünya, gitgide, tarih boyunca birike gelen insan faaliyetinin “tarihsel bir ürünü” haline gelmektedir. Örneğin “kiraz ağacı”, bir insan faaliyeti olan ticaret marifetiyle Avrupa’ya getirilmiş ve böylece oradaki nesnel doğa değiştirilmiştir. Feuerbach ise, insan ile nesnel dünyayı birbirinden kopardığı için, nesnel gerçekliğe müdahale eden öznel insan faaliyetiyle dünyanın değişmekte olduğunu anlamamaktadır:

“Feuerbach, çevresindeki duyularla algılanan dünyanın ezelden beri hiç değişmeden kalmış olmadığını görmez. Feuerbach, çevresindeki duyularla algılanan dünyanın, sanayinin ve toplumun ürünü olduğunu görmez. Feuerbach, çevresindeki duyularla algılanan dünyanın, tarihsel bir ürün anlamında, peş peşe gelen kuşakların faaliyetinin sonucu olduğunu görmez. Her kuşak kendisinden önceki kuşağın omuzları üstünde yükselir. Her kuşak, kendisinden önceki kuşağın sanayisini ve ilişkisini geliştirir, değişen ihtiyaçlara göre kendisinden öncekinin toplumsal sistemini değiştirir…

Herkes bilir ki, kiraz ağacı, hemen hemen bütün meyve ağaçları gibi, sadece birkaç yüzyıl önce ticaret tarafından bizim coğrafyamıza nakledilmiştir. Belirli bir toplumun, belirli bir çağdaki bu eylemi sayesindedir ki, kiraz ağacı Feuerbach için ‘duyularla algılanan kesinlik’ haline gelmiştir.” (K. Marks, F. Engels, “Alman İdeolojisi”, Kasım 1845 - Ağustos 1846, MESY, (İng.), c. 1, s. 28.)

Marks’a göre “şimdiye kadar ki” materyalizmin temel kusuru nesnel dünyaya karşı pasif tutumuydu. O zamana kadar ki materyalizm, öznel insan faaliyetinin nesnel dünyayı ve insanı değiştirmekte olduğunu görmüyordu.

Feuerbach, nesnel denince, yalnızca duyularla algılanan fizik maddenin nesnelliğini anlıyordu. Oysa insan faaliyeti de nesneldi. Öznel insan faaliyeti doğayı etkileyerek doğayı dönüştürünce, nesnel dünyanın içine katılmış, bu anlamda nesne haline gelmiş oluyordu.

Dahası, insan faaliyeti yalnızca nesnel doğayı değil, fakat aynı zamanda toplumsal ilişkileri, yani insanın kendisini de değiştirmekteydi. O halde şeyler, nesneler, toplumsal ilişkiler, insanın kendisi, zihni, duyguları, düşünceleri, öznel insan faaliyetinin etkisiyle dönüşe gelen gerçeklik olarak kavranmalıydı:

“1. Feuerbach’inki de dâhil olmak üzere şimdiye kadar ki bütün materyalizmin baş kusuru şudur: Şimdiye kadar ki bütün materyalizm şeyi, gerçekliği, duyularla algılanan dünyayı, somut insan faaliyeti olarak değil, pratik olarak değil, öznel olarak (insanın öznel faaliyeti olarak - YZ) değil. Fakat sadece nesne biçiminde ya da sadece seyre durarak derin düşünceye dalma biçiminde kavramıştır. Bunun içindir ki aktif yan, materyalizmin zıddına idealizm tarafından geliştirildi. Ama yalnızca soyut olarak geliştirildi. Çünkü idealizm reel faaliyeti, somut faaliyeti, bu biçimiyle tabii ki tanımaz. Feuerbach, düşünce nesnelerinden gerçekten ayrı olarak somut nesneler istiyor. Ama insan faaliyetinin (öznel insan faaliyetinin - YZ) kendisinin nesnel faaliyet olduğunu anlamıyor. Bundan ötürü, Hıristiyanlığın Özü’nde, teorik tutumu tek sahici insan tutumu olarak kabul ediyor, pratik ise pratiğin yalnızca kirli ve Yahudice görünümüyle kavranıp sabitleştiriliyor. O halde Feuerbach, ‘devrimci’ faaliyetin, ‘pratik-eleştirel’ faaliyetin önemini kavramıyor.” (K. Marks, “Feuerbach Üzerine Tezler”, İkbahar 1845, MESY, (İng.), c. 1, s. 13.)

Feuerbach’a göre, insan ile nesnel doğa arasındaki ilişki zihinsel uğraş sonucu elde edilen bilgi aracılığıyla kurulurdu. Nesnel dünya insandan bağımsız olduğuna göre, düşünce maddenin ancak pasif bir yansıması olabilirdi. Nesnel dünyanın doğru bilgisine ulaşmak için verili gerçekliği seyre durup derin düşünceye dalarak onu olduğu gibi zihinde modellemek gerekirdi. İnsan böylece elde ettiği doğru bilgi ışığında kendisini verili gerçeklik içinde konumlandırmalıydı.

Marks’a göre insan yalnızca düşünen özne değil, fakat aynı zamanda faaliyette bulunan öznedir. İnsan ile doğa arasındaki ilişki bilgi aracılığıyla değil, fakat insan faaliyeti aracılığıyla kurulur. Düşünce insan faaliyetinin zihne akışı olarak belirir. Bilgi, doğayla fiili etkileşimi sağlayan insan faaliyetinin bir üretimidir.

Feuerbach materyalizmi, pozitif bilimler, bilimci yaklaşım, özne - nesne düalizmine dayanır. Düşünen özne, üstünde düşündüğü nesneye ona bulaşmayacak belli bir mesafeden bakmalıdır. Nesnel duruş, dış gözlem, deney ve ölçüm, bilgi edinmede esastır. Oysa, nesnel olduğunu iddia eden bakış öznelliği dışarıda bırakamaz. Nesnel dünyadan duyularla algılananlar, son tahlilde, duyusal ve zihinsel bir işlemden geçirilerek yorumlanır. Yorumlama, yorumlayan kişi kendisini ne kadar eğitirse eğitsin, kişinin öznelliğine katkı yapmış geçmiş kuşakların faaliyetini, kişinin bireysel yaşam hikâyesini, değer yargılarını, dünyaya bakışını, kısacası bütün haşmetiyle öznelliğini içinde barındırır.

Marks, insan ile nesnel dünya arasında pasifçe seyre durarak yorumlama ilişkisi olduğu tezini ve bu ilişkiyi esas alan bilimci yaklaşımı eleştirdi. Çünkü algılama ve düşünme, nesneden özneye doğru akışın ima ettiği edilgenlikte oluşmazdı. Duyuların oluşması, algılama ve düşünme, nesneden özneye doğru akışın yanı sıra, özneden nesneye doğru akışı da içerecek şekilde, insanın nesnel dünyayı ve kendisini dönüştürücü faaliyetiyle iç içe gelişirdi. O halde insan, gerçekliği uzaktan seyre durarak değil, fakat onunla fiili etkileşim içine girerek, gerçekliğe aktif müdahalede bulunarak kavrayabilirdi. İnsanın kendisi ve içinde yaşadığı gerçeklik üstüne bilinci, nesnel dünyayı, böylelikle kendi duyusal ve zihinsel dünyasını değiştirici faaliyeti geliştiği ölçüde gelişirdi.

Feuerbach, pratiği, “yalnızca kirli ve Yahudice görünümüyle”, yani hâlihazırdaki yabancılaşmış toplumsal ilişkileri üreten sapkın faaliyet olarak kavrayıp tanımlıyordu. Ücretli emek - sermaye ilişkisinin Avrupa halklarını henüz yeterince derinden yoğurmadığı o yıllarda para, ticaret, finansal işlemler gibi “kirli” ilişkiler daha ziyade Yahudi cemaatlere atfediliyordu.

Feuerbach’ın insan pratiğinden anladığı, meta üretimi, meta mübadelesi, ticaret gibi insana yabancılaşmış faaliyet biçimleriydi. Çünkü Feuerbach mevcut “tersine dönmüş” dünyayı, mevcut insana yabancılaşmış faaliyeti ancak olduğu gibi, yani pozitifinden okuyabiliyordu. Feuerbach, mevcut insana yabancılaşmış faaliyeti inkâr etme faaliyetini, yani “tersine dönmüş” dünyayı dönüştürme faaliyetini, yani devrimci mücadeleyi görmüyordu. Bundan ötürü Feuerbach, yabancılaşmış emeğin büründüğü yabancılaşmış toplumsal ilişki biçimlerini ortadan kaldırıcı yönde işleyen “‘devrimci’ faaliyetin, ‘pratik-eleştirel’ faaliyetin önemini kavramıyor”du.


                                                                                                                  Yusuf ZAMİR

                                  

 

 

 

 

Bu sitede harici kaynak gösterilmeden yayınlanan her türlü yazı, resim, fotoğraf, ses, görüntü ve materyalin
izinsiz olarak ve kaynak girilmeden kopyalanması veya alıntılanması, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırıdır.

Forum Dergi Bilim Nedir? Makaleler